SÖYLEŞİ

Gastromüzikoloji üzerine samimi bir sohbet

14.10.2019


Paylaş:

Gastromüzikolojiye merakım sonucu yaptığım araştırmalar, konuya dair en derin bilgileri içeren kitaba beni ulaştırmış ve ajandama bir not almıştım: “Ira Braus ile röportaj yapılacak!”
Kitabın yazarı merak uyandıran gastromüzikoloji konusuna bakın nasıl samimi yanıtlar verdi...

 

 

Müzikal geçmişiniz hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?

 

Şu an müzik tarihi alanında doçentlik yapıyor, tarihi performanslar ve müzik algısı üzerine dersler veriyorum. Aynı zamanda Alman Romantik dönemini seslendirmeyi çok seven bir piyanistim. 8 yıl önce Brahms'ın son dönem piyano eserlerini seslendirdiğim kaydım Centaur firmasından piyasaya çıktı. Bir yandan da eşlikçi olarak katıldığım pek çok çalışma var. New York Şehir Operası, Tanglewood Müzik Merkezi, Yeni İngiltere Konservatuvarı, Marlboro Müzik Festivali başta olmak üzere pek çok festivallerde sahne aldım. 

 

Harvard Üniversitesi Müzikoloji bölümünde doktoramı tamamladıktan sonra McGill Üniversitesi Müzik ve Medya Teknolojileri bölümünde misafir öğretim üyesi olarak çalıştım. Alman sanat şarkıları, psikoakustik müzik teorileri ve Thelonious Monk üzerine yazmış olduğum kitaplar Amerika ve yurtdışında yayımlandı. WBAI- New York radyosunda bağımsız olarak programlar yaptım, özellikte Max Reger (1873-1916) hakkında oldukça detaylı bir müzik belgeseli hazırladım. 

 

Kitabınız Classical Cooks'un konusu nasıl oluştu?

 

Gençliğimde hocalarımdan yemek imajları içeren bazı müzikal açıklamalar duyardım. “Beethoven'in yorumu mutlaka etli olmalıdır” ya da “Bu Chopin noktürnünün melodi akışında biraz daha bala ihtiyaç var” gibi... Ünlü bestecilerin mektuplarını okumaya başladığımda onların yemek konusunu yapı ve stillerinde bir metafor olarak kullandıklarını, hatta bazılarının gerçekten çok yetenekli ahçılar olduğunu gördüm. Rossini'nin Larousse Gastronomique'de yayımlanan biftek tarifini örnek olarak verebilirim.




 

Peki kitabınız nasıl şekillendi?

 

Al Stankus'un bundan 20 yıl önce yazmış olduğu Jazz Cooks kitabı bana ilham kaynağı oldu. Eğer kişiler John Coltrane'in yemek tercihlerini öğrenmek isteyip okuyorlarsa Aaron Copland'ın da yemek tercihleri ve yemek kültürü üzerine olan düşüncelerini okumak isteyebilirler diye düşündüm. O yıllarda gastroloji tarihi Amerikan üniversitelerinde oldukça saygın bir şekilde araştırılıp inceleniyordu. Ben de Boston Üniversitesi'ndeki Uluslararası Yemek ve Kültür Konferansı'na katılmam için bir davet almıştım ve konunun içine bu şekilde daha yoğun bir şekilde dahil olmaya başladım. 

 

Kitabın şekillenmesi aslında oldukça meşakkatli oldu, ancak kariyerimde en çok zevk aldığım çalışmam olduğunu da ifade etmek isterim. Guillaume de Machaut'dan Donald Martino'ya kadar bestecilerin yemek referansları hakkındaki tüm yazılarını inceledim. Bestecilerin gastromüzikal metaforlarını derlemeye başladım, konuyla ilgili profesyonel aşçılar ile söyleşiler yaptım ve Hartford Sanat Okulu'nda çalışan bir illustratörün bestecilerin mutfak çizimlerini yapmasıyla kitabı tamamladım. 

 

Beste/yemek pişirmek, duymak/tatmak ve ritüeller/sunum alegorisini müzik/yemek bağlamında nasıl bir analoji ile tanımlarsınız?

 

Besteleme, performans ve yemek yeme üçlüsü; yemeği hazırlama, pişirme ve yemeği tüketme ile son derece paralel... Besteleme kısmına olan bakış açım pişirme süresi gibi... Vivaldi ve Handel gibi besteciler pek çok eserlerini “sipariş” üzerine yazdılar. Bu sayede kolayca daha önceden karıştırılmış malzemeleri ritonello stilinde ve sürekli baslar ile ortaya koydular. Buna biraz da o dönemin fast-food müziği de dememiz mümkün. Beethoven için işler daha değişikti, senfonilerini yazması oldukça uzun süreler aldı. Müzikal düşüncelerini uzun sürede pişirdi, lezzetli rostoları tüm zamanlar boyu sürecek olan bir tada sahip oldu. 

 

Gastromüzikoloji metaforunun müzikal olarak duyum kalitesini artırdığını ifade ediyorsunuz, biraz konuyu açabilir misiniz?

 

Gastromüzikoloji; seslerin tadı, hissiyatımız ve hatta müzik tarihi hakkında derinleşmemizi sağlıyor, bir örnekle açıklamak isterim. Brahms'ın onuruna verilen bir yemek esnasında, garson o günün en iyi şarabını kendisine sunarken Bu bizim Brahms şarabımızdır” ifadesini kullanıyor. Brahms şarabın tadına baktıktan sonra, şarabı reddederek “Yeteri kadar iyi değil, bana bir şişe Bach şarabınızdan getirin” diyor. 

 

Brahms elbette iyi şaraptan anlıyordu, ancak burada önemli olan konu Bach'ın müziğine olan büyük saygısı... Kendi yazdığı Dördüncü Senfonisi'nin çatı ve temasında Bach'ın 150 numaralı kantatını hatta pek çok koral eserinde Bach'ın kullandığı polifoniyi hissedebilirsiniz. Bu iki bestecinin de ringa balığını, gıda değeri yüksek olan tombul balıkları sevmeleri bir şans eserinden daha fazlası... 



Ira Brauss

 


Kitabı yazmadan önce belirlemiş olduğunuz amacınıza ulaşabildiniz mi?

 

Kitabı yazmadan önce ana amacım gastromüzikoloji adı altında müzikolojinin altına bir alt başlık açabilmekti. Müzikseverlere; bestecilerin uhrevi varlıklar olmadıklarını onların da dünya insanı olarak diğer insanlar gibi iştah içinde olduklarını ve bu iştahlarını müziğin eşzamanlı olduğu bir estetik ile tecrübe ettiklerini gösterebilmeyi istedim. Sonuç olarak ise, bazı ünlü bestecilerin tariflerini müzikal bir tema ile sundum. 

 

Ana amacıma tam olarak ulaşabildiğimi sanmıyorum ancak açtığım yolda pek çok Amerikalı müzik teorisyeninin yemek metaforlarını makalelerinde kullandıklarını görmekten memnuniyet duyuyorum. 

 

Kitabınızın birinci bölümünde Bach'ın 4 numaralı İngiliz Suit'ini bir yemek olarak: Prelüdü bir başlangıç, Allemande'yi balık türlüsü, Courante'yi krema sosu, Sarabande'yi sulu bir et yemeği, Minuet'i salata, Gigue'yi dondurma ile karşılaştırıyorsunuz. Sizce Bach, eseri bestelerken bu konuda bilinçli mi yoksa bilinçsiz miydi, neler demek istersiniz?

 

Bach'ın eserini bestelerken suitinde kullandığı dans türleri ile yemek arasındaki ilişki kurgusunu bilinçli mi yoksa bilinçsiz olarak mı yaptığını bilemiyoruz. Ancak hakkında eriştiğimiz tüm bilgiler kendisinin fazla miktarda yemek yediğini gösteriyor. 

 

Peki siz yemek pişirirken ya da yerken çalan müzik ile bir eşleştirme yapıyor musunuz?

 

Bir dereceye kadar yapıyorum, gluten ve süt içeren gıdalara karşı alerjik bir bünyem olduğu için makrobiyotik bir diyet uygulamak durumundayım. Bana yasak olan Beethoven, Brahms (lezzetli etler) ve Debussy (yağlı kruvanslar) eserlerini çalmaktan çok hoşlanıyorum. Bundan 10 yıl önce şef Ertan Seyyar Connecticut Kütüphanesi'nde bir konferans vermem için beni davet etmişti. Aynı zamanda çok iyi bir aşçı olan Ertan Seyyar, konferans sonrasında katılımclara Debussy ve Ravel'in en sevdiği yemekleri pişirip servis etmiş ve iki besteci arasındaki müzikal farklılıkları yemek tercihleri yansımalarıyla çok güzel anlatmıştı. 

 

Bu kitabın yazımında en zorlandığınız bölüm hangisi oldu?

 

En zor bölüm yayımlamak oldu. Neredeyse 300'den fazla yayınevine gönderdim ve Xlibris haricindeki diğer tüm yayınevlerinden olumsuz yanıt aldım. Pek çok yayınevi sahibi bu kitabı kimsenin okumayacağını düşündü, sanırım bu fikre onları iten şey ise kitabın yoğun uzmanlık bilgisi içeriyor olmasıydı. 

 

Çok teşekkürler!

 

Kitabımla ilgilendiğiniz için çok teşekkür ederim. Arzu eden okuyucular her zaman benimle iletişime geçebilir ve kitabımı satın alabilirler.

 

 

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1A Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0216 325 27 13 | F: 0216 326 39 20