MAKALE

Orçun Orçunsel: Yiyecek ve müzik üzerine

14.10.2019


Paylaş:

Dünya üzerinde hangi restorana gidersek gidelim; en lüks, en süslü mekânlardan, salaş küçücük bir büfeye kadar yemek yenebilen her yerde müzik duyarız. Yemek kültürünün ayrılmaz bir parçası olarak sunulan müziğin gıda ile birlikteliği ise, neredeyse insanlık tarihi kadar eskilere dayanmakta...

 

Pek çok besteci ve yorumcu, insanlık tarihi kadar eski olan müzik ve gıda birlikteliği konusunda bilgi sahibiydi, hatta konuya ilgi duyanlar yemek tarifleri dünyasına katkıda bile bulunuyorlardı. Yiyecek ve şarap, bestecilerin yaratış sürecine ilham vererek katkı sağlarken, içkilerden tatlılara ve tuzlulara uzanan lezzetler ise Verdi, Mozart ve Rossini operalarındaki mutfak sahnelerine yansıyordu. 

 

Yiyecekler kimi zaman icracıların emeklerinin bir karşılığı oluyor, saraylarda ve özel davetlerde verilen konserler için müzisyenlere sunuluyordu. 

 

Aynı ritüelin bir parçası olan gıda ve müzik, hem batı hem de diğer kültürlerde beraberce anılıyordu. Kültürel ayinlerde, meditasyonlarda veya sarhoşluk içeren eylemlerde baş rolü müzikle birlikte paylaşan gıda, çalgı yapımında da çalgıların hammadesini belirleyici unsurlardan biriydi...

 

20. yüzyıl itibariyle; çalgı çalma, şarkı söyleme, dans etme ve müzik terapisinde büyük önem kazanan beslenme konusu, müzisyenler ve yazarlar tarafından da teşbih unsuru olarak kullanılmaktaydı. 

 

Bu önemli ve uzun ilişki sonucunda, gıdanın müzik literatüründe kendine yer bulmuş olmasına elbette şaşırmamak gerekir. Mircea Eliade “Sonsuz Döngü”nün merkezine gıda kavramını koyarken, Friedrich Jakob ise Org ile Şarap isimli yazısında yiyecek ve müziği bir bütün olarak anıyor; 15 ve 19. yüzyıllar arasında org yapımı için kiliselerin şarap ile ödeme yaptığını, orgun en geniş borusunun şarapla doldurulmasını anlatırken iki kavramın birlikteliğine en somut örneklerden birini veriyordu. 



 

Salzburg'ta saray kemancısı olan ve keman öğretmenliği yapan Leopold Mozart'a, aylık 25 florin verilmekte, ek olarak da yıllık 54 florin ekmek ve şarap ücreti ödenmekteydi. Başpiskopos Siegmund Christoph von Schrattenbach'a 16 Aralık 1759'da dilekçe veren Leopold Mozart'ın “şarap vergisi”nden muafiyet kazandığı ise pek çok kayıtta yer almaktadır. 

 

 

İcracıların yanı sıra bestecilerin eserleri içerisinde de tahmin edilenden çok daha fazla yemek teması bulunuyordu. Georg Philipp Telemann'ınTafelmusik başlığı altında yazdığı yemek müzikleri sarayda verilen yemek esnasında çalınması için yazılmıştı.

 

18. yüzyılda kahvenin Avrupa'ya gelişini, bağımlılık derecesinde sevilmesini ve bir babanın kızını kahve alışkanlığından vazgeçirme çabalarına karşılık “Günde üç kez kahve içmezsem, yanmış rosto gibi kururum. Ah kahve ne tatlı, binlerce öpücükten daha tatlı...” diyen kızcağızı sanırım pek çoğumuz Bach'ın ünlü Kahve Kantatı'ndan hatırlarız. 



 

 

1880-85 yılları arasında badem, fındık, kuru üzüm, tereyağı, turşu, turp, incir ve hamsi içeriği ile piyano için Quatre mediants et quatre hors d’oeuvres adlı eseri yazan Gioachino Rossini'nin ömrünün ikinci yarısında besteciliği bırakarak aşçılık mesleğini icra etmeye başlamasını da enteresan bir örnek olarak değerlendirebiliriz.

 

Müzik ve yemek bilimsel olarak incelendiğinde; yapısal olarak birbirinden tamamen farklı olmalarına rağmen, her ikisini meydana getiren parçaların işlevsel olarak birbirine paralel olması ve birbirinin aynısı iki sanat olarak görünmesi şaşırtıcı konular arasında yer alıyor. 

 

Ses dünyasında aradığınız ne varsa, yiyecek kültüründe de mutlaka karşılığının bulunması, her yörenin kendine has bir sofrası olduğu gibi müziğinin de olması ya da tıpkı klasik müzik gibi tüm dünya sofralarında yeri olan klasikleşmiş yemek çeşitleri...
 

Halk müziği ve etnik müzikler derseniz, Hint mutfağındaki baharatlardan, Akdeniz'in zeytinyağlılarına, deniz ürünleriyle dolu Uzak Doğu kültüründen, acılı Meksika yemeklerine kadar binlerce çeşit sıralamak mümkün. Popüler müzik derseniz, fast food çıkar karşımıza. Saraylardan çıkma özel tarifler de var, insanın kendi kendine uydurduğu doğaçlama karışımlar da!..

 

İnsanlık devam ettiği sürece de müzik ve yemek, bir bütünün ayrılmaz parçaları olarak yollarına devam edeceklermiş gibi görünüyor. Ruhun gıdası olan müzik ile bedenin gıdası olan yiyecekler; aslında ruh ve beden gibi birbirine kaynaşmış durumda...

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1A Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0216 325 27 13 | F: 0216 326 39 20