SÖYLEŞİ

Cem Mansur: Benim tüm meselem Türkiye'deki genç müzisyenlerin geleceğiyle ilgili

24.10.2019


Paylaş:

Türkiye’nin klasik müzik için özel olarak inşa edilmiş ilk konser salonu olan CRR’nin Sanat Yönetmenliği’ne uluslararası alanda tanınmış şeflerimizden Cem Mansur getirildi. Mansur, kendi döneminde CRR’nin her tür müziğin iyisinin kucaklaşacağı bir mabet olacağını vurguluyor.

 

Öncelikle yeni görevinizden ötürü sizi tebrik ediyoruz. Bu görevlendirme sizin için bir sürpriz miydi? Sürecin nasıl geliştiğini anlatır mısınız?
 

Hiç beklemiyordum… Hatta bir süredir CRR’nin Genel Sanat Yönetmeni’nin kim olduğunu takip etmeyi bile bırakmıştım. Burası zamanında müzisyen ve icracı olarak çok girip çıktığım bir mekândı. Merhum Akbank Oda Orkestrası’nın yanılmıyorsam son 10 yılında her ay burada konser yapıyorduk. O yüzden CRR çok iyi bildiğim bir salon ve dinleyiciyi konser esnasında farklı bir yolculuğa çıkarmanın ne kadar mümkün olup olmadığını da zamanında çok iyi deneyimlediğim bir yer. O yıllarda genel konser dinleyicisinin, birçok meslektaşımızın inandığından daha meraklı ve daha az sığ olduğunu; insanlara bir şeyi iyi anlattığınızda, kendi beklentilerinin ötesinde bile bir zevk yelpazelerinin oluşabileceğini gördük.

 

Büyükşehir Belediyesi’nden Genel Sekreterlik ve Kültür İşleri Daire Başkanı’yla yaptığım iki görüşmede bana bu görev teklif edildi. Başta “Neden ben?” diye şaşırdım. Görevi üstlenmem durumunda salonun adını taşıyan orkestranın konserlerinin daha düzenli hâle gelmesi, eskiden Akbank Oda Orkestrası’yla yaptığımız gibi bir tema, bir anlatım etrafında planlanması ve Büyükşehir Belediyesi’nin ilçelerdeki 14 kültür merkezinde etkinlikler yapılması doğrultusunda hareket edebiliriz diye düşündüm.

 

Konser salonları bir ülkenin ruh sağlığının tapınakları olarak görülmeli. Ayrıca, bir toplumda üreten sanatçıların, o toplumun ruh sağlığıyla ilgili birebir sorumlulukları olduğunu düşünüyorum. Tüm bunlar bir araya gelince “Tamam, yapalım bu işi” dedim. Ama buraya getireceğim konuk orkestraları, kariyerim için şahane olabileceğini bilmeme rağmen kendim yönetmeyeceğimi, yalnızca buradaki misyonumun bir parçası olarak gördüğüm CRR Senfoni Orkestrası’nın açıklamalı konserlerini yönetebileceğimi belirttim.



 

İstanbullu müzikseverleri sizin vizyonunuzla yönetilen CRR sahnesinde yeni sezonlarda neler bekleyecek? İpuçları verebilir misiniz?
 

Ancak ipuçları verebilirim zaten. Çünkü ben buraya geldiğimde, Ekim ve Kasım programları benden önceki Genel Sanat Yönetmeni görevden ayrılmadan önce bazı danışmanlardan faydalanılarak yapılmış hâldeydi. Aslında güzel şeyler planlanmış. Yalnızca Kasım’a birkaç eklememiz oldu ve Aralık programını ben yaptım. Şu anda bir takım ihale süreçlerinden ötürü 2020 programının tümünü kısa bir sürede belirlememiz bekleniyor. Normalde birkaç yıllık yazışmalarla oluşturulabilecek bir şeyi bir haftada oluşturmamız gerekiyor kısacası. Aslında bizim şu anda 2022-2023 için sözleşmeler yapıyor olmamız lazım. Dolayısıyla çok yoğun çalışacağımız günler bizi bekliyor.



 

Müziğin toplumsal bir diyalog aracı olarak gücüne inandığınızı biliyoruz, peki CRR çatısı altında bu diyalog nasıl form bulacak?
 

Bence klasik müzik de dahil olmak üzere, her tür müziğin iyisi ve kötüsü mümkün. Haydn ve Mozart’ın yaşadığı zamanlarda, onlardan çok daha fazla para kazanan kaç besteci vardır, düşünün… Kayıt imkânları olmadığından herkes canlı tüketilmesi için bir şeyler yazıyordu. CRR’de yeni sezonda her şeyin iyisinin kucaklaştığı bir çatı kuracağız. Ancak ben crossover denen şeye pek sıcak bakmıyorum. Bunun diğer müzik türlerinin yanı sıra klasik müziği de aşağılayıcı bir şey olduğunu düşünüyorum naçizane. “Siz bunu böyle anlamazsınız, ancak bu şekle getirince anlarsınız” demek gibi oluyor. Bu yaklaşımı programlarda pek göremeyeceksiniz.

 

Uluslararası pek çok kurum ve toplulukla çok kıymetli bağlantılarınız var. Bu iş birlikleriniz CRR’nin yakın geleceğine nasıl yansıyacak?
 

Benim şahsi bağlantılarım önceliğim olmayacak burada. Bazen şahsi bağlantılarım bazı şeyleri daha uygun şartlarda veya kısa vadede işleyişe kazandırmak gibi katkılar sunabilir. Ancak benim bağlantıda olduğum orkestralar buraya daha çok gelecek gibi bir şey de söz konusu değil. Eldeki maddi imkânlarla kimin gelmesinin iyi olacağını düşünüyorsak onu getireceğiz.



 

CRR’yi uluslararası bir platforma taşımayı düşünüyor musunuz? Yabancı orkestraların sahne alması ya da CRR’nin yurt dışında bir konser salonuyla kardeş sahne olması söz konusu olabilir mi mesela?
 

Kardeş sahne olmaktan ziyade örneğin şu aralar kim Bükreş’te, kim Atina’da ya da Tiflis’te gibi konuları bilelim istiyorum. Bunu sağlamak için birtakım ilişkiler geliştirilebilir. Eğer belirli bir düzeyin üstünde, doğru işler yapmaya başlarsanız burası zaten uluslararası bir sahne olacaktır zamanla.

 

Salonu en iyi tanıyan şeflerden biri olarak, salonun şu anki kondisyonuna dair neler söylersiniz?
 

Aslında buranın akustiği oldum olası kuruydu ve akustiğe hafif bir canlılık kazandırmak için bir sistem kullanılırdı. O sistemin zamanında sık sık, hatta konserin ortasında bile bozulduğunu anımsıyorum. Ancak birkaç yıl önce, akustik kabukla aynı anda kullanılamayan, çok iyi bir akustik canlandırma sistemi kurulmuş ve kabuk mecburen kaldırılmış. Buna üzüldüm aslında, çünkü ben o kabuğu seviyordum. Ben olsam ikisinin aynı anda kullanılmasının bir yolunu arardım diye düşünüyorum. Gerçi henüz burada konser yönetmedim, bakalım ilk konserde sahnede nasıl yaşayacağız o sesi…



 

Son olarak, gençliğe büyük değer verdiğinizi biliyoruz, gençlere yönelik ne tür planlarınız var?
 

Benim tüm meselem Türkiye’deki genç müzisyenlerin geleceğiyle ilgili. Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası (TUGFO) da müzisyen olarak bu doğrultuda hayata geçirdiğim ve iyi ki yapmışım dediğim yegâne projedir. Öğrencilerin TUGFO ile deneyime sahip olup mezun olduktan sonra sanat hayatlarına devam edebilecekleri bir gelecek sunmak için tüm gücümüzle çalışıyoruz, çalışacağız.


BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1A Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0216 325 27 13 | F: 0216 326 39 20