SÖYLEŞİ

Arpın olağanüstü yeteneği Beste Toparlak

26.10.2019


Paylaş:

Yüzyıllar boyu güzelliğin, naifliğin ve zarafetin sembolü sayılan, tarihin en eski çalgılarından biri olan arpa gönül veren ve her yıl sadece üç “olağanüstü” yetenekli öğrenicinin kabul edildiği Indiana Üniversitesi Jacobs Müzik Okulu’nda arp eğitimini sürdüren Beste Toparlak, dünya çapında tanınan bir müzisyen olmanın hayalini kuruyor.  


Müzikle tanışma hikâyeni ve müziğin hayatındaki yerini anlatır mısın?

Kendi kendine sürekli bir şeyler mırıldanan çocuklardanmışım. Kendimce ürettiğim ilk melodilerden biri iki yaşındayken, kardeşim doğduğu gün söylediğim Özge Özge, Ömrüm parçası. “Çocuk işte, bir şeyler tekrarlıyor” der geçersiniz ama şimdi videoya bakıyorum da, modülasyon ve dinamiklerle dolu bir varyasyonmuş!

Müzikle planlı ve disiplinli olarak profesyonel anlamda tanışmamız sekiz yaşımda Kazakistan’da piyanist/pedagog Yevgeniya Tarasova’dan piyano dersleri almamla başladı. Ne Yevgeniya Türkçe biliyordu ne de ben Rusça. Aramızda bir sözlük dururdu; bir o, bir ben oradan kelime seçerdik. Her hafta bu anın gelmesini heyecanla beklerdim. Yani aramızda ortak bir dil olmadan başka bir dil öğrendim diyebilirim. Müzik gerçekten evrensel bir dil. Ayrılırken Yevgeniya “İlerde bir sanatçı olacak, konserler vereceksin ve ben elimde bastonumla gelip seni ayakta alkışlayacağım” demişti. Çocuk aklımın derinliklerine kazıdım bu konuşmayı.  

Ailenin bakış açısı nasıl oldu, seni desteklediler mi?

Adımı Beste koymuşlar, sanırım bu soruya en anlamlı yanıt bu. Kardeşim Özge de konservatuvarın keman bölümü mezunu. Şimdi North Carolina Civic Symphony Orkestrası’nda grup şefi. Ailem hâlâ en büyük destekçim. Özellikle meslekleri gereği müzik çevresinden uzak oluşlarının dezavantajlarına rağmen, maddi ve manevi olarak olabildiğince katkı sağlamaya çalışıyorlar. Bu konuda çok şanslıyım, her şeyin aile yönlendirmesi ve desteğiyle başlayabileceğine inanıyorum.  

Arp çalmak planlı bir tercih miydi?

Arp planlı bir tercih değildi. Tercihlerim arasında piyano ve neredeyse 10 yaşındaki her çocuğun hayali enstrümanı olan flüt vardı, sınavdan 15 dakika öncesinde yukarıda bir odadan gelen arp sesini duyana kadar! Yanımda babam vardı. Hemen “Bu ses ne?” diye sordum, “Arp” dedi… Kafamda o an beliren imajı, çizgi filmlerde rastladığımız beyaz uçuşan elbiseler içinde göklerde lir çalan periler oluşturuyordu.

Babama o an hiçbir şey söylemedim ama sınavda sorulduğunda şansımı denedim; piyano, flüt ve arp… Jüriden “Sen hiç arp gördün mü?” diye sorduklarında “Görmedim, ama duydum” dediğimi ve herkesin güldüğünü hâlâ çok iyi hatırlarım. O öğleden sonra kapıya asılan listede beş yıl aralıkla açılan arp bölümünü kazandığımı öğrendik, akşam ise ansiklopediden arpı araştırıyorduk.  





Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı’nda okudun, sonrasında yüksek lisans eğitimine Almanya’da devam ettin ve şimdi ABD’desin. Farklı kültürlerde müzik eğitimi almanın avantajları ve dezavantajları neler?

Yurt dışına açılmadan önce Türk Amerikan Gençlik Orkestrası, Türk Yunan Gençlik Orkestrası gibi topluluklarda yer almak beni ilerideki yurt dışı deneyimine hazırlamış oldu. Almanya’da bulunduğum dönemde ise Philharmonie der Nationen ve RIAS Youth Symphony ile konser ve turnelere katıldım.

Dil bariyeri ve bulunduğunuz ülkenin uzaklığı en önemli ve süregelen dezavantaj diye düşünüyorum. Her ne kadar müzik evrensel olsa da, eğitim süresince alacağınız teorik dersler nedeniyle eğitim kurumunca istenilen düzeyde bulunduğunuz ülkenin dilini öğrenmek zorlu bir aşama. Yurt dışında ne kadar uzun süre kalmış olursanız olun, kendinizi tam olarak ifade edebilmek, anlamak ve anlaşılmak her zaman ayrı bir çaba istiyor, yeni eğitim sistemine alışmak, ülkenin bürokratik işlemleri oldukça zaman alıyor.

Eğitim ve yaşam masraflarına gelirsek… ABD’de okullar paralı, oldukça yüksek bedelli ancak yetenek ve başarı seviyesine göre değişen oranlarda eğitim giderleri için burslar veriliyor.

Farklı kültür ve coğrafyalardan gelen insanları tanımak, daha geniş bir sosyal ağa sahip olmak, dolayısıyla daha geniş kariyer fırsatları ve en önemlisi her şeye yeni ve farklı bir perspektiften bakabilmeyi öğrenmek sanırım en başta gelen avantajlar arasında sayılabilir.

Bir diğer önemli kazanım ise uygulanan eğitim sistemi içerisinde yer almak ve uygulamalar hakkında bilgi sahibi olmak. Diğer tüm sektörlerde olduğu gibi müzik sektöründe de sürekli yarış içinde olduğunuz bilinçiyle, her an en iyi şekilde performe edecek durumda olmanız gerekiyor. Burada her birimizin özel koçları var. Burada hedef kendini olabilecek en iyiye getirebilmek. Yarışmalar da aslında kimin en iyi olduğuyla değil, kendimizle yarışımızda ne kadar yükselebildiğimizle ilgili. Bu eğitim sisteminde sanatçının bedensel ve zihinsel olarak sürekli en üst düzeyde tutulmasını sağlayacak uygulama ve dersler mevcut. Beslenme, duruş, müzik girişimcilik, sanat yönetmenliği dahil 300-400 ders arasından seçme yapabiliyorsunuz. İlgi duyduğunuz bir başka enstrümanı seçip öğrenebiliyorsunuz. Bunun dışında sıklıkla Los Angeles, New York ve Chicago gibi prestijli orkestra üyeleri ve şefleri, çeşitli müzik ajansları okulu ziyaret ediyor, öğrencilerle birebir tanışma imkânı sunan etkinlikler düzenleniyor. Günde yedi-sekiz etkinlik, seminer ve yılda 1000’i aşkın konser oluyor.

Indiana Üniversitesi Jacobs School of Music’de (JSOM) Artist Diploma programına kabul edildin. Bu bölüme sadece özel yetenekli sanatçılar kabul ediliyor, bu süreci anlatır mısın?

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki Amerika yolculuğumda ilk aşama İngilizceyi daha iyi öğrenmekti. Farklı eyaletleri, kursları, okulları araştırdım. Burada amaç kendini en iyi şekilde ifade edebilecek düzeyde dil öğrenmenin yanı sıra Amerika’daki en prestijli müzik okullarına yakın olmak ve sonrasında yapabileceklerimi görmekti.  

Seçenekler arasında Boston, Manhattan, Juilliard ve Indiana Üniversitesi vardı. Tercihimi Amerika’nın en büyük ve aktif müzik okulu, en geniş müzik kütüphanesi, alanında en donanımlı eğitimci ve solist profesörlerin yer aldığı ve benim için hepsinden daha önemlisi; dünyanın en büyük arp bölümüne sahip olan JSOM’dan yana yaptım.

Birkaç aylık dil maratonu sonunda JSOM’un sadece “olağanüstü yetenekli ve ileride önemli bir konser kariyerine sahip olabileceğini gösteren” sanatçıların kabul edildiği Artist Diploma adı verilen programının sınavlarına katılmaya karar verdim.

Artist Diploma tüm müzik sanat dallarından yılda sadece üç-dört kişinin kabul edildiği bir program. İlk aşamada kendi sanat dalınızın jürisi tarafından programa uygun olup olmadığınız belirleniyor. Daha sonra bütün sanat dallarının bölüm başkanlarının yer aldığı özel bir jürinin önünde performans gösteriyorsunuz. Bu sınav sonucunda jürinin yüzde 80’inden evet oyu alabilen sanatçılar bu programa kabul ediliyorlar. Geçtiğimiz yıl bu aşamaların ardından Artist Diploma seçmelerini tam burslu olarak kazandım. Çalışmalarıma Prof. Elzbieta Szmyt koçluğunda devam ediyorum.  





Müzikle ilgili geleceğe yönelik hayallerinden bahseder misin?

Profesyonel, kaliteli bir müzikal topluluğun parçası olmak ve bu sırada da solo kariyerimi devam ettirebilmek kısa süreli hedeflerim arasında.  

Biraz daha ileride, dünyanın çeşitli yerlerinden edindiğim ve edineceğim bu bilgi birikimlerini gençlere aktarmak hayallerimden biri. Bu işe gönül vermiş yetenekli ve tutkulu gençleri görmekten çok mutlu oluyor ve çıkacakları bu heyecanlı macerada onlara yol göstermek istiyorum.  

Gülfem Varlık    

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1A Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0216 325 27 13 | F: 0216 326 39 20