HABER

''Opera bestecisi'' Verdi'den opera tadında bir requiem

11.12.2019


Paylaş:

“Artık her şey bitti. Ve onunla beraber, zaferlerimizin en temiz, en değerli ve en yüce olanı kayboldu.” İtalyan edebiyatında romantik akımın en önemli temsilcisi, büyük yazar Alessandro Manzoni’nin 23 Mayıs 1873 tarihindeki ölümü üzerine Giuseppe Verdi’nin dudaklarından bu sözler dökülmüştü. Ayşe Öktem, büyük besteci Verdi'nin yurttaşı Manzoni'nin ardından bestelediği Requiem üzerine yazdı. Verdi'nin Requiem'i Ankara'da 12 ve 13 Aralık'ta seslendirilecek.
 
Ölümüyle Verdi’yi yasa boğan ve müzik dağarcığının en muhteşem dinsel yapıtlarından birinin yaratılmasına neden olan Alessandro Manzoni (1785- 1873) 1,  besteciyi en çok etkileyen kişilerden biriydi. Bununla beraber, düşünüldüğünün aksine, Verdi’nin Requiem’i yaratması, sadece Manzoni’nin ölümüyle bağlantılı değildi. Besteci daha önce de ölmüşlerin ruhu için bestelenen dinsel eserlerle ilgilenmişti. 1869 yılında dönem bestecilerinden birkaçı 2 birleşerek, Rossini’yi anmak üzere bir Missa bestelemeye karar vermişler; Verdi de bu eserin Libera me bölümünü bestelemişti. 3 Aida (1871) operasıyla müzik yaşamını tamamladığını düşünen Verdi, yayımcısı Ricordi’nin yarım kalan Missa’yı tamamlaması için yaptığı baskıya önceleri karşı koymuştu. 4 Fakat Manzoni’nin ölümü fikrini değiştirmesine neden olmuştur. Yazarın Milano’daki kabrini ziyaretinden sonra, Belediye Başkanı’na Nişanlılar’ın yazarının ölüm yıldönümünde seslendirilmek üzere bir Requiem (özgün adıyla Messa da Requiem) bestelemeye hazır olduğunu bildirir. O dönemde İtalyan burjuva sınıfının Kilise karşıtlığı nedeniyle, başlangıçta konuya sıcak bakılmasa da, sonuçta Verdi’nin teklifi memnunlukla kabul edilir.


Alessandro Manzoni (1785-1873)
 
Requiem’in seslendirilişi

Verdi yakınlarına, sıklıkla, eserlerinin sadece ilk seslendirilişini yöneteceğini belirtmişken, Requiem için durum farklı olmuş; büyük besteci yapıtını Manzoni’nin ölüm yıldönümü olan 22 Mayıs 1874’deki ilk seslendirilişinde yönettikten sonra da podyuma çıkmıştı. Sanki, Manzoni’yi sürekli anmak ister gibiydi. Bunun yanı sıra bir endişesi daha vardı: Requiem’in arzu ettiği gibi yorumlanamayacağı. Ricordi’ye yazdığı 26 Nisan tarihli mektubunda şöyle demektedir: “Bu Missa’nın bir opera gibi seslendirilmemesi gereğini belki de benden daha iyi anlamışsınızdır. Bir tiyatro salonunda kulağa güzel gelen renkler, beni (başka yerde) hiç de tatmin etmeyebilir. Aynı şeyi vurgular için de söylemem gerek.”  

Verdi uzun süre ilk seslendirilişin hangi dinsel binada yapılmasının doğru olacağı üzerinde durur. Yapıt ölülerin ruhuna okunan bir dua olduğundan, bunun bir Kilise olması gereği ortadaydı. Verdi Milano’nun ünlü Duomo Katedrali’ni sevmezdi. Belediye Başkanınca önerilen Santa Maria delle Grazie Kilisesi’nin akustiğini de beğenmiyordu. Sonuçta San Marco Kilisesi’ni ve istediği solistleri seçti.


San Marco Kilisesi

22 Mayıs akşamı, 4000 kişinin hazır bulunduğu, çok sayıda nüfuzlu kimsenin yersizlikten dolayı giremediği San Marco Kilisesi tıka basa doludur. Yazar, müzik ve sanat eleştirmeni Arthur Heulhard konserle ilgili olarak şunları yazar: “ Dört solistten sonra Maestro Verdi içeri girdi; alnını çevreleyen gri saçları (61 yaşındadır); gümüşi sakalı; ateş saçan gözleriyle ortada, ayakta, dimdik duruyordu. Enerji dolu fiziği, Tintoretto’nun fırçasıyla tuvallerinde ölümsüzleştirdiği Venedik doçlarına benziyordu. Rahiplerin de nihayet gelmesiyle, büyük matem operası başladı. Libera me bittiğinde, gelenek gereği, dinleyiciler alkışlamadılar.”

100 müzisyen ve 120 kişilik koronun katılımıyla gerçekleşen ilk seslendirilişin ardından çıkan tüm eleştiriler besteciyi ve eserini överler. Bir kişi hariç: o tarihte Milano’da olan ünlü şef, piyanist ve besteci Hans von Bülow, Allgemeine Zeitung gazetesine acımasız bir yazı yazar. Daha eserin ilk seslendirilişinden önce bile Requiem’i “dini kostümlü opera” diye tanımlamış olan von Bülow yazısında Verdi’ye verir, veriştirir; onu, hırsı uğruna Rossini’nin operalarının sahnelenmesini engellemeye çalışan ve de başarılı olan bir “yağmacı” olmakla itham eder; Requiem’in başarısını organize bir başarı olarak nitelendirir ve Verdi’nin Paris’teki emprezaryoların dikkatini çekmeyeceğini umduğunu yazar. Eser konusunda da benzer bir dil kullanır:  “Şunu söylemek gerekir ki (Verdi) bu eserde kolaya kaçmamış; örneğin, içeriğindeki eksikliklere, ancak bir öğrencinin yapabileceği temel hatalara ve zevkten yoksun olmasına karşın, final füg çok sayıda Alman besteciyi şaşırtacak kadar üzerinde uğraşılmış, işlenmiş bir parça.” 5 Bülow’un kendini beğenmişliği Requiem’in başarısına gölge düşürmeyecek, ısrarlı talepler karşısında Verdi, eserini 25 Mayıs’ta, bu kez La Scala’da yönetecektir. Bunu Paris, Londra ve başka büyük şehirlerdeki seslendirmeler izleyecektir.
 
Ne tür bir eser? Dinsel bir opera mı?

Requiem Katolik Kilisesinde ölülerin ruhu için, ölüyü toprağa vermeden veya anmak amacıyla sonradan duanın okunduğu bir Missa’dır. Tarihçesi çok eskilere dayansa da, bu ayinlere (Missa pro defunctis veya Missa defunctorum ) 18 ve 19. yüzyıl bestecileri çok ilgi duymuşlardır. 19. yüzyılda farklı yorumlarıyla karşılaştığımız geleneksel Requiem şu bölümlerden oluşur:                                    

  1. İntroitus: Requiem aeternam ve arkasından gelen Kyrie.
  2. Graduale.
  3. Sequentia  (Dies Irae, Tuba Mirum, Recordare, Confutatis, Lacrimosa ve Pie Jesus’dan oluşur.)
  4. Offertorium Domine Jesu Christie ve onun ayeti olan Hostias.   
  5. Sanctus.
  6. Agnus Dei ve Lux Aeterna.
Verdi bu şemadan uzaklaşmamış, sadece sonuna (Liszt ve Fauré gibi) Libera me duasını eklemişti.

Verdi’nin Requiem’i çok yönlü bir eserdir. Ahenk içinde yönetilmesi gereken müzikal birimlerin çokluğu (orkestra, koro, solistler), üslûp seçimi (yalın, gösterişli, opera veya dinsel tarz) gibi nedenlerle, orkestra şefine büyük görev düşer. Bu bakımdan Requiem bir “orkestra şefi eseridir.” Orkestranın karşılaştığı güçlükler, bir iki yer dışında (Offertorium ve Quid sum miser), üstesinden gelinemeyecek gibi değildir. Buna karşılık; koronun partisi, baştan sona, fısıltıdan çığlığa kadar yükselen geniş ton yelpazesi bakımından, hayli zordur. Bunun dışında, solistlerden beklenti de büyüktür. Verdi sopranoyla, mezzosopranonun seslerini iç içe kullanmaktan zevk almış gibidir: soprano sıklıkla peslere iner; mezzosoprano ise tizlere çıkar.

Büyük besteci Messa da Requiem’inde geleneksel romantik bir operanın tüm unsurlarını kullanmıştır. Bestecinin son operalarıyla benzerlikler şaşırtıcıdır. Aida operasındaki rahipler korosu veya Don Carlo’da Posa Markisi’nin ölüm anı, ya da Kral II. Philip’in monologu bunun güzel örnekleridir. Lâkin geleneksel operada karakterler arasındaki ilişkiler, çatışmalar ön planda olur ve solist olayı final sahnesine kadar alır, götürür. Koro genelde ikinci planda, pasif bir tanık gibidir; kazanılan zaferlerin bir figüranı, trajedilerin ise kurbanıdır. Oysa Messa da Requiem’de koro önemli bir karakter gibidir, ağırlığı fazladır, çünkü insanoğlunun, umudun veya acının ifade aracıdır. Koro ile solistler arasındaki denge; melodilerin işlenişi; enstrümanlardan renkli tonlar elde etme şekli; yapıtın genel olarak formu bakımından ilk mezürden, son mezürüne kadar Requiem’in bir müzik şaheseri olduğunu söylemek gerekir.  


 
Requiem’in anlattıkları

Verdi’nin librettoları için ne denli titizlendiğini ve yazarlardan değişiklikler talep ettiğini biliyoruz. Katolik Kilisesi litürjisini esas aldığı Requiem’de ise metne kelimesi kelimesine sadık kalmıştır. Metin genel olarak mahşer gününü; ölülerin dirilip Tanrı katında hesap vermesini; teessür ve umut hislerini anlatır.
  1. Introitus: Requiem aeternam ve Kyrie
Őlmüşlerin sonsuza dek huzur içinde kalmaları için bir yakarış olan bu açılış bölümü, “ölümün sessizliğini bozmamak için” 6  viyolonsellerin koyu tonlarda pianissimo çalışıyla başlar. Kemanlar ilk temayı viyolonsellerden devralırlar. Erkek korosu fısıltı halinde ilk kelimeyi telaffuz eder: Requiem. Fısıltılar yerlerini, yavaşça, enerjik bir füge bırakır. Crescendo’nun zirve noktasında tenorun sesi Kyrie için yükselir. Ardından bas, soprano ve mezzosoprano (burada opera bestecisini tanır gibi oluruz), en sonra da koro ve orkestranın devreye girmesi, muhteşem bir senfoninin habercisi gibidir. Bölüm huzurlu bir havada, usulca (ppp) biter.
  1. Dies Irae  
Dies Irae, 16 alt bölümüyle, yapıtın en uzun bölümünü oluşturur. Mahşer Günü’ne ait kehanetleri, Eski Ahit ve Antik dönem (David cum Sybilla) kehanetleriyle birleştirir. En dramatik, en zengin bölümdür. Büyük davulun insanda şok etkisi yaratan vuruşlarından sonra (bazı orkestraların iki büyük davul kullandıkları olmuştur), koro kısa, tekrarlanan notalarla, dehşeti dile getirir. Ve aniden arka planda bakır çalgılar duyulur: önce alçak tonda, giderek yükselerek, Tuba mirum’u, mahşer gününe yaraşır biçimde, anons ederler. Israrla tekrarlanan la bemol akorlardan sonra, önce koronun bas sesleri, hemen sonra trompetlerin fanfarlarını izleyen sopranolar, ölülerin mezarlarından çıkarak, yargılanacakları “tahtın önüne itileceklerini” anlatırlar. Orkestranın aniden susmasıyla, bas solo eserin en zor bölümlerinden Mors stupebit’i (ölüm şaşkınlık içinde), dehşet dolu bir ifadeyle, seslendirir. Arkasından gelen Liber Scriptus 7 güçlü bir dramatik havaya sahip, operatik bir aryayı andıran bir parçadır.

Bir diğer dramatik alt bölüm olan Rex tremendae majestatis, kontrastlarla dolu, teatral bir bölümdür. İhtişamlı fakat korku duygusu yaratan “Kral’a” (Rex -İsa) bir çağrıdır. Minör tonlarda koronun bas seslerde, pes fa’ya kadar indiği, oldukça sert bir cümleyle başlar; alt tonlarda fısıltıya dönüşür; sonra yumuşak, lirik bir melodiyle önce bas, sonra mezzosoprano ve son olarak tenor kurtarılmayı talep ederler (Salva me). İlerleyen mezürlerde bu iki tema (Rex tremendae ve Salva me), koronun bas sesleri ve soprano soloyla (minör- majör tonlarda) adeta çatışır.  Ve soprano, son derece lirik, tatlı, yumuşak bir tonla gelir; onu diğer solistlerin “Salva me”leri izler. Aniden koronun söylediği “Rex tremendae” teması araya girer; sesler karışır; ama soprano bütün bunların arasından sıyrılarak, tiz do’ya kadar yükselir ve sonuçta, kurtuluş yakarışı egemen olur. Teatral etkilerden sonra Verdi, bölümü sükûnet dolu bir havada bitirmiştir.

İki kadın solist sesinin muhteşem şekilde kaynaştığı Recordare duygusal, din dışı bir operayı anımsatır. İfade yoğundur, sükûnet doludur. Onu izleyen, opera aryası havasındaki Ingemisco ise tam anlamıyla bir “opera tenor aryasıdır”. Bel canto etkisi iyice hissedilir.

Ani bir atmosfer değişikliğiyle bas solo Confutatis maledictis’e girer. Duanın en güçlü kısmı, kromatik yükselişlerle güçlendirilmiş, ani hiddet patlamalarıyla Dies Irae’ye geçiştir. Verdi burada Dies Irae’nin ilk 27 mezürünü olduğu gibi almıştır. Bölüm opera tarzında sona erer. Kemanların bir müzik cümlesiyle bağlanan Lacrimosa, Don Carlos operasının orijinal versiyonunda (Fransızca versiyon) bulunan, ancak ilk temsilden önce çıkartılan, Don Carlos ile II. Philip düetinin bir uyarlamasıdır. Hüzün dolu bu bölümü sonlandıran si bemol majör tondaki Amen, beklenmedik bir etki yaratır. 
  1. Offertorio
              Acılı anlarla dolu Dies Irae’den sonra Offertorio bir rahatlama anıdır. Offertorium’un ana temasını anons eden viyolonsellerin arpejleriyle başlar. Viyolonseller, soprano ve tenor arasındaki diyalog bas ile devam eder. Melodik dalgalanmalar hakimdir. Kesintisiz olarak tatlı, yumuşacık, do majör tonalitedeki Hostias’a geçilir; buraya tenorun melodisi egemendir. Bölümde Aida operasının 3. Perdesini hatırlamamak mümkün değildir. 
  1. Sanctus
Trompetlerin güçlü çağrısıyla başlayan, çift koro için bestelediği bu zengin ve karmaşık tek bölümlü füg ile Verdi, kontrpuan alanında virtüoz olduğunu göstermek ister gibidir.
  1. Agnus Dei
Fırtınadan sonra, sükûneti getiren, do majör tonundaki bu bölüm, sopranoyla, mezzosopranonun seslendirdiği, muhteşem bir temadan oluşur. Bu tema, bir oktav aralığıyla, bölüm içinde tekrarlanan üç varyasyon halindedir.
  1. Lux Aeterna
Mezzosoprano, tenor ve bas üçlüsüne ayrılan bu bölüm de huzur vericidir. Tonalitedeki değişkenlikler dikkat çeker. Mezzosopranonun inişli çıkışlı müzik çizgisi, bas sesin vokalizleri, tenor ve mezzosopranonun birlikte bas sese yanıt vermesi; üç sesin birleşerek, a capella, lirik bir nağmeyi seslendirmeleri bölümün muhteşem pasajlarını oluşturur.
  1. Libera me
Requiem’in en güzel bölümüdür, denebilir. 7 alt bölümden oluşur. Soprano solo birinci bölümü açar, yedinciyle de sonlandırır. Verdi’nin 1869’da bestelediği, 1871 yılında da elden geçirdiği bu bölüme soprano solo egemendir. Sopranonun tek bir notaya dayanarak (recto tono) yansıttığı cehennem korkusundan (Tremens factus) sonra, fısıltı halinde (pppp) tiz si bemolde zirveye ulaşan Introitus’a dönülür. Soprano, tiz do’ya kadar sıçrayan yakarışıyla ( Libera me Domine) koronun füg’ünü bastırır ve sonra tessitura’sının en koyu notalarına kadar iner; duanın anahtar sözcüklerini, konuşurcasına  (Libera me… Libera me…),  söyleyerek, Requiem’i sonlandırır.

Brahms veya Fauré’nin dingin Requiem’lerine göre Verdi’nin Requiem’i uç noktalara ulaşır: Dies Irae’deki büyük davul ve trompetlerin fanfarlarının etkisini Berlioz’un Requiem’i bile yaratmaz. Eser, yapısı itibariyle, Verdi’nin aynı dönemde bestelediği operalarından çok uzaklaşmamıştır. Bu nedenledir ki, Requeim’in dinsel bir opera mı, yoksa operatik dinsel bir eser mi olduğu müzikbilimcilerin sıklıkla dile getirdiği bir konudur.
 
Bu yazı Andante dergisinin Eylül 2013 (Sayı no. 83) sayısında yayımlanmıştır.
 

Ayşe Öktem'in önerdiği kayıtlar: 

CD
Öncelikle edinilmesi gerekenler:
  • Giulini, Philharmonia Orch., Schwarzkopf, Ludwig, Gedda, Ghiaurov (EMI,1966)
  • Toscanini, NBC Symph.Orch., Nelli, Barbieri, di Stefano, Siepi (RCA, 1951)
  • Abbado, La Scala Ork., Ricciarelli, Verrett, Domingo,Ghiaurov (DC,1980)
  • Karajan, Berlin Filarmoni, Freni, Ludwig, Cossutta, Ghiaurov (DG, 1972)
  •  
           Edinilebilecek ( mutlaka dinlenmesi gerekli ) olanlar 
                           -    Karajan, Viyana Filarmoni Ork., Rysanek, Ludwig,Zampieri,Siepi (EMI,1958)
  • Solti, Viyana Filarmoni, Sutherland, Horne, Pavarotti,Talvela (Decca,1969)
  • De Sabata, La Scala, Tebaldi, Rankin, Pradelli, Rossi-Lemeni (Urania, 1951)
  • Gardiner, Orch. Révolutionnaire et Romantique, Orgonosova, von Otter, Canonici, Miles (Philips, 1992)       
            Yeni kayıtlar
  • Muti, Chicago Symph. Frittoli, Borodina, Zefiri, Abdrazakov (CSO-Resound,2010)
  • Abbado, Berlin Filarmoni, Gheorghiu, Barcellona, Alagna, Konstantinov (EMI,2001)
  • Pappano, Santa Cecilia Ork., Netrebko, Harteros, Villazon, Pape (EMI,2009)
             
 DVD    
                          -      Karajan, La Scala, Price,Cossotto, Pavarotti, Ghiaurov (DG,1967)
  • Giulini, Philharmonia Ork., Ligabue ,Bumbry,  Kónya, Arié (EMI,1964)
  • Abbado, Berlin Filarmoni, Gheorghiu, Barcellona, Alagna, Konstantinov (EMI,2001)
 
Kaynakça:
Litolff, Claude: “Bir Mes’in Serüveni” ( Avant Scène Musique, Ocak 1984)
Bourgeois, Jacques : “Tanrının izniyle” (a.g.e.)
www.obarsiv.com/pdf/ilke_boran.pdf
 
 
 
 
1 Alessandro Manzoni, çok sayıda şiir, oyun, roman, deneme yazmış olmasına rağmen, İtalyan ve hatta dünya edebiyatındaki ününü Nişanlılar adlı tarihsel romanına borçludur. 1821 yılında yazmaya başladığı roman, İtalyan okuyucularını politik ve sosyal bakımdan alışık olmadıkları zenginlikte bir içerikle karşı karşıya bırakmış, hayranlık uyandırmıştı.
2
 Babini, Buzzola,Bazzini ,Coccia, Cagnoni,  Gaspari, Nini, Pedrotti, Plataria, Petrella, Ricci.
3
 Yarım kalan bu girişimde katkısı olan bestecilerden hemen hiç biri ne yazık ki tarihe geçmemiştir. 
4 “Bu Mes’i tamamlamak mı? Anlamsız şeylerden hoşlanmam. Ölüler için (bestelenmiş) o kadar çok Mes var ki! Bunlara bir tane daha eklemek gereksiz!” diye yazar.
5 Hans von Bülow’un 20 yıl sonra Verdi’den özür dilediği biliniyor. Von Bülow dışında, Wagner’in eşi Cosima’nın da Anı Defterinde yazdıklarından, çok olumlu şeyler düşünmediği anlaşılıyor.
6 Gino Roncaglia, Verdi’nin Requiem’i 1963 Kutlamaları (Olschki, Floransa,1963) s.105-106
7 İki versiyonu vardır: 1874 tarihli Escudier kaydı ve bestecinin mezzosoprano Maria Waldmann için getirdiği değişiklik neticesinde ortaya çıkan nihai versiyon (1875). 

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1A Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0532 343 9328 | F: 0216 326 39 20