HABER

Emre Nurbeyler deneyimlerini paylaşıyor

08.01.2020


Paylaş:

Fas’ta bir yarışmaya katılacağımdan kime bahsetsem aldığım ilk tepki şaşmaz bir şekilde, her seferinde “Fas mı?!” oldu. İlk seferde ben de bu tepkiyi vermiştim aslında.

Fas’ın başkenti Rabat’ta düzenlenen 13. Uluslararası Prenses Lalla Meryem Uluslararası Piyano Yarışması’nı ilk kez, İzmir’e konsere gelen değerli KKTC’li piyanistimiz Rüya Taner’den öğrendim. Beni Fas’taki yarışmaya katılmam için davet ettiğinde bir hayli şaşırdım açıkçası, orada bir piyano yarışmasına katılmak bir yana, Fas’a gitmek dahi o güne kadar aklımın ucundan bile geçmemişti. Nasıl bir yerdi acaba?  

Fas’a doğru yola çıktığımda inanılmaz heyecanlıydım, zira ilk defa Afrika kıtasına ayak basacaktım. Yaşadığım dokuz saatlik rötar bile içimdeki merakın ateşlediği heyecanı söndüremedi. Uzun bir uçuştan sonra gün doğumuna yakın saatlerde okyanus kıyısında bulunan Kazablanka’ya indim. Kazablanka ismi size yine bu şehirde geçip adını da bu şehirden alan o eski kült filmden tanıdık gelmiş olabilir. İşte burasıorasıydı. İner inmez ilk dikkatimi çeken şey çöl ikliminin güneş yokken gerçekten ne kadar soğuk olabildiği oldu, ikinci şey ise her tarafta palmiye ağacının dikili olmasıydı.  

Beni Fas’taki Türk Büyükelçiliği’mizden karşıladılar. (Bunun için Büyükelçiliğimize çok teşekkür ederim.) Çöllerle çevrili yollardan yine Atlantik Okyanusu kıyısında bulunan, başkent Rabat’a çıktık. Rabat çok kendine has bir şehir. Arap kültürü ile Fransız/Avrupa kültürü çok doğal bir şekilde iç içe var olmayı başarmış. Arapçanın yanında herkes Fransızca da biliyor. Bu kültür zenginliği bir Türk olarak bana hiç yabancı gelmedi, hatta bana İstanbul’u anımsattı biraz, sadece bir araya gelmiş olan kültürler farklıydı. Şehrin merkezi antik kale surlarıyla çevriliydi, biz de yarışmacılar olarak bu surların çevrelediği kısımda bir otelde kalıyorduk. Ne kadar yol yorgunu olsam da o akşam sahne prova saatim olduğu için bir an önce çıkıp yarışmanın düzenlendiği Fas Kraliyet Akademisi’ne (Academie du Royaume du Maroc) doğru yola koyuldum. Görkemli bir girişe sahip salonun tavanı bu kültüre has bir şekilde kubbe biçimindeydi ve üzerindeki işlemelerle beraber çok gösterişli ve güzeldi. Piyanonun tuşesi de pek rahattı. O akşam fazla yorulmadan otele döndüm çünkü ertesi gün yarışmada çalmalıydım.
 



Bir Alink - Argerich Vakfı (AAF) yarışmaları üyesi olduğundan olsa gerek, organizasyon çok düzenliydi. Yarışmacıların bekledikleri salon, çalıştıkları oda, performanslarını sergileyecekleri zaman, her şey dakikasına kadar programlıydı. Kuliste doğal olarak sessizlik hakimdi, kulaklarımızda yankılanan sesler sadece sahneden gelen piyano sesi ve lavabodan gelen el kurutma makinesi sesleriydi (ellerini ısıtıyorlardı). Sıram geldiğinde sahneye çıkıp Beethoven’ın Waldstein sonatını (Op. 53), zorunlu eserimiz olan Debussy Nocturne’ü ve son olarak Saygun’un 1 numaralı Aksak Etüt’ünü (Op. 38) çaldım.  



Fas Kraliyet Akademisi Salonu

O günkü yarışma bittikten sonra herkes rahatladığından olsa gerek, ortamda bir sıcaklık olmuştu. Rusya’dan, Fransa’dan, Fas’tan, Macaristan’dan, Fildişi Sahili’nden, daha burada sayamadığım pek çok ülkeden gelen yarışmacılarla kalabalık bir sohbet yaptık. Çaldıkları eserlerin arkasındaki felsefeden ülkelerinde kendilerini rahatsız eden konulara kadar konuştuktan sonra ertesi gün için birkaç arkadaşla beraber Rabat’ta bir gezi planı yaptık.  



Kasbah'dan şehir panoraması 

Yarışmacılar olarak aynı otelde kalmak gezi için toplanmayı bir hayli kolaylaştırdı. (Birbirimizi kapıya vurarak uyandırıyorduk.) Otelin olduğu caddeden biraz devam edince şehrin merkezine 10 dakika içinde inebiliyordunuz. Kral V. Muhammed Caddesi şehrin merkezindeki bahçe ve fıskiyeyi çevreleyen cadde. Burada Kral V. Muhammed’in adını almış pek çok yer görebilirsiniz. (Havalimanının adı da Muhammad V Havalimanı idi.) Bunun sebebi kendisinin Fas’ın Fransa’dan bağımsızlığını ilan eden kral olması ve halk içinde de seviliyor olması.  

Bu caddeyi biraz daha takip ettiğinizde şehrin açık çarşısına (Rue de Consuls) geliyorsunuz. Buraya birlikte geldiğim Rus arkadaşlarım her şeye büyülenmiş olarak bakarken ben içimden buranın ne kadar İzmir’in Kemeraltı Çarşısı’na benzediğini düşünüp evimde gibi hissediyordum. Baharatçısından kuruyemişçisine kadar, züccaciyesinden incik boncuğuna kadar tam teşekküllü bir çarşıydı. Yerel enstrüman dükkanları da gözümden kaçmadı değil. Biraz yol dışına çıkıp ara sokaklardaki dükkanları da gezdikten sonra okyanus kenarında yer alan Kasbah des Oudayas adındaki Orta Çağ kalesine çıktık. Bu kale surları yüzyıllar önce içerisinde barındırdığı küçük mahalleyi koruyormuş; günümüzde bu mahallede halen insanlar oturuyor. Kalenin kenarından geçerek okyanusta dalgakıranın ucuna kadar yürüdük, dalgalar muazzamdı.  


Büyükelçi Ethem Barkan Öz ve Yunus Emre Enstitüsü Müdür Vekili Özgür Kuş ile

Tüm kategorilerin yarışmaları bitmişti ve nihayet ödül töreni günü gelmişti. Yarışma’nın sonuçları ödül töreninde açıklanacaktı. Jüri sahneye çıkıp her kategoride ödül alanları açıklıyordu. Bu arada söylemeliyim ki, Jüri Brezilya, Fransa, Nijerya, Macaristan, Romanya, Fas, Türkiye, İspanya ve Portekiz gibi fazlasıyla çeşitli milletlerden gelmiş önemli piyanist ve piyano hocalarından oluşuyordu. Ben kendi yaş grubumda ikincilik ödülünü ve “En iyi Türk eseri yorumu” Yunus Emre Özel Ödülü’nü aldım. Ödüllerimi Rabat Büyükelçimiz Sayın Ethem Barkan Öz ve Yunus Emre Enstitüsü Müdür Vekili Sayın Özgür Kuş takdim etti.  


Soldan sağa Büyükelçilikten Nilüfer Oba, Rüya Taner, Emre Nurbeyler, Büyükelçi Ethem Barkan Öz ve Yunus Emre Enstitüsü Müdür Vekili Özgür Kuş

Yarışmanın başladığı günden son gününe kadar her an her yer hoş tınılarla, sohbetlerle, kültür ve müziğe yönelik bir coşkuyla doluydu. Ben de bu egzotik ülkeden daha önce hiç yaşamadığım güzel deneyimlerle ayrılmış oldum.  

Fas’ta katılmış olduğum bu yarışma sırasında yakın ilgileri dolayısıyla değerli hocam Rüya Taner’e ve Rabat Büyükelçiliği yetkililerine teşekkürlerimi sunuyorum.  

Emre Nurbeyler

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1A Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0216 325 27 13 | F: 0216 326 39 20