HABER

Borusan Quartet 'Türk bestecileriyle' Amsterdam'ın gözdesi oldu

31.01.2020


Paylaş:

Amsterdam Yaylı Çalgılar Dörtlüsü Bienali / Amsterdam String Quartet Biennale (ASQB)… İsmi bile ilginç öyle değil mi? Bienal sözcüğünü bugüne kadar daha çok çağdaş görsel sanatlarla özdeşleştirdiğimiz için bir klasik müzik etkinliğinin bu isimle anılması önce biraz garip geliyor kulağa. Amsterdam bu sözcüğü klasik müzik dünyasına armağan eden şehir olabilir zira bu şehirde önemli de bir çello bienali düzenleniyor.

ASQB’nin ise bu yıl ikincisi düzenlendi. Etkinliğin kurucusu bizden bir isim. Yasmin (Yasemin) Göker-Hilberdink. Yarı bizden ve yarı Avusturya’dan daha doğrusu ama yıllardır Hollanda’da yaşıyor. Bu yıl ASQB bizim açımızdan çok anlamlıydı zira Borusan Quartet 3 konser vermek üzere bu prestijli etkinliğe davet edilmişti. Topluluk 28-29-30 Ocak günlerinde Amsterdam’ın Muziekgbeouw adlı nefis konser salonunda çok dikkatli ve öğrenmeye açık bir dinleyici kitlesi önünde konserler verdi. İlk konserinde Verdi ve Vasks’ın yaylı çalgılar dörtlülerini seslendiren BQ daha bu ilk konserinde büyük ses getirdi. Öyle ki BQ’nun bu ilk konserini kaçırmama rağmen beni havaalanından alıp konser salonuna transferimi sağlayan aracın şoföründen ‘Burada herkes BQ’nun ilk konserini konuşuyor’ yorumunu duyunca BQ’nun başarısının bu kadar geniş bir çevreye yayılmasından dolayı çok mutlu oldum.

Benim ASQB’yi ziyaret etmemin sebebi ise, bugüne kadar genellikle yaptığım gibi sadece bir müzik yazarlığı görevinden ibaret değildi. Bu sefer bir başka ve çok önemli bir görev daha beni bekliyordu ve o da BQ ile birlikte ikinci konserlerinde sahneye çıkıp Türk bestecileri konserinin anlatıcılık görevini yerine getirmekti. Bu bugüne kadar böylesi önemli bir uluslararası platformda yapmadığım bir işti ve başta gözümü korkutmadı değil. Konserin müzik kısmı 40-45 dakika kadar sürecekti çünkü seçilen eserlerden sadece bir veya iki bölüm çalınacaktı (15 dakika süren Fazıl Say eseri hariç). Ben de 30-35 dakika kadar sahnede kalacaktım.

Konuşmanın içeriğinin tam olarak ne olacağı konusu beni uzun süre meşgul etti çünkü hem anlatılacak şeyler çok fazlaydı hem de bu konular böyle bir topluluğa ilk kez anlatılacağı için olabildiğince cazip biçimde ve sıkmadan sunulması gerekiyordu. Konserden bir gün önce değil de 28 Ocak’taki Grace Bumbry masterclass’ı ve sonrasındaki konser sebebiyle BQ konserinin verileceği günün sabahı saat 5’de başlayan bir aktarmalı uçak yolculuğu serüveninin ardından hepi topu iki saatlik bir uykuyla indiğim Amsterdam’da hızlıca bir prova ve ardından otelde yaptığım hazırlığın ardından salona gittim. 7 sayfa tutan konuşmamın üzerinden son bir kez daha geçtim, kronometre tuttum, evet konuşmam mucizevi biçimde tam 30 dakika tutuyordu! Elbette beklenmeyen durumlar, alkış, bis çalınması gibi olasılıkları da hesaba katmak gerekiyordu.


Anlatımlı ikinci konserimizin ardından alkışları kabul ettik
 
Anlatımlı konserimiz 29 Ocak günü saat 14.15’de Muziekgebouw’un ana konser salonunda başladı. BQ konserde Saygun (1), Erkin ve Uçarsu’nun dörtlülerinden bölümler seslendirdi. Son eser olarak Say’ın Boşanma adlı ilginç dörtlüsünün tümü çalındı. Ben öncelikle konser başlamadan bir genel anlatım yaptım. Sultan 3. Selim ve 4. Mahmut’tan aldım, Donizetti Paşa’yı anlattım (Donizetti bağlantısı elbette çok ilgi çekti) ve Mustafa Kemal Atatürk’ün reformları, Müzik Devrimi, Türk Beşleriyle tamamladım. Önemli bulduğum (Çünkü karşımdaki dinleyicilerin hiçbirinin Türkiye'nin çoksesli müzik deneyiminden haberdar olmadıklarını düşünüyordum) bu 10 dakikalık girizgahtan sonra sahneye davet ettiğim BQ konserin ilk eseri olan Saygun’u çaldı. Eser aralarında anlatımlarıma devam ettim. BQ’dan ve onun ülkemizin oda müziği sahnesine getirdiği ‘devrim’den de bahsettim. Konseri bize ayrılan süreyi aşmadan tam zamanında bitirdik ve tüm salon ayağa kalkarak bizleri alkışladı. Bir tane de bis pekala yapılabilirdi ama bizden sonra sahne bir başka grubun provasına tahsis edildiği için maalesef dercesine dinleyicilere elimi sallayarak kulise girdik.


Hollandalılar BQ'ya konserleri sonrasında olağanüstü bir ilgi gösterdiler

Konserin ardından olağanüstü sıcakkanlı ve sempatik Hollandalı dinleyicilerin bana ve özellikle BQ’ya gösterdikleri ilgiyi görmeliydiniz... Çok sayıda Hollandalı ve diğer ülkelerden dinleyici yanımıza geldi ve tebrikleriyle beğenilerini iletti, dinledikleri öyküler ve müziklerin seviyesi karşısında şaşkınlıklarını paylaştı. Şaşırmışlardı çünkü bu kadar güzel eserlerle karşılaşmayı beklemiyorlardı. Anlattığım öyküler de pek çoğunun ilgisini çekmişti. Bugüne kadar Türk çoksesli müzik deneyimiyle ilgili hiçbir şey öğrenmemişlerdi. Önlerine çıkmamıştı belli ki ondan. Son dönemde Türkiye ve klasik müzik denildiğinde pek çoğunun aklına gelen yegane isim Fazıl Say’dı. Bu konserden sonra dağarcıklarına yepyeni isimler katmanın kıvancını yaşadık.

BQ’nun ‘annesi’ diyebileceğimiz Borusan Kocabıyık Vakfı Başkanı Zeynep Hamedi, eşi, Borusan Sanat Genel Müdürü Ahmet Erenli, BİFO Müdürü Aydın Dorsay, Borusan Sanat’ın Sosyal Medya’sından sorumlu Berhan Yılmaz da konserleri izlemek için Amsterdam'a gelmişlerdi. Özellikle Zeynep Hamedi’nin çocukları gibi gördüğü BQ üyelerinin sergiledikleri başarıdan dolayı çok mutlu olduğu gözlerinden okunuyordu.

BQ bienaldeki son konserini 30 Ocak sabahı saat 9.30’da Muziekgebouw’un küçük salonunda verdi. Beethoven’in erken dönem dörtlülerine ayrılan bu ‘erken saat konseri’nin diğer eseri Mirzayev’in Eski İstanbul adı eseriydi. Bu konser de aynı ilgiyi gördü ve dörtlümüz böylesine erken bir saatte bile salonu dolduran Hollandalı oda müziği severler tarafından yine ayakta alkışlandı.

Evet Hollandalılar bir zamanlar Johannes Brahms'ın onlar için yaptığı 'sizler çok iyi insanlarsınız ama müzikten hiç anlamıyorsunuz!' 'hakaretine' inat klasik müziği seviyorlar, bu sanattan çok iyi anlıyorlar, sanata ve sanatçıya hak ettikleri ilgiyi, sevgiyi, saygıyı azami ölçüde gösteriyorlar ama sadece bunlar değildi onların BQ’ya bu kadar yakınlık duymaları, konserlerini doldurmaları ve ayakta alkışlamalarının sebebi. BQ tüm konserlerinde (ilk konsere dediğim gibi şahit olamadım ama aynı başarıyı yakaladıklarını memnuniyetle öğrendim) nefis icraların altına imza attı. Türk eserleri zaten onlar için artık adeta çocuk oyuncağı. Ama Beethoven gibi bir çetin cevizi hem de sabahın saat 9.30’unda böylesine etkileyici bir tını birlikteliği, temiz entonasyon ve stil sadakatiyle çalabilmelerinin sırrı ancak şu sözcüklerle açıklanabilir: Disiplinli çalışmak, yaptıkları işe sevgi ve saygı duymak, bu kadar erken bir saatte bile onları dinlemeye gelmiş insanlara en iyisini vermek azmi, böylesi önemli bir etkinlikte böylesi önemli intibalar edinmenin gurur ve mutluluğu. Bu son konseri Amsterdam Başkonsolosumuz Engin Arıkan da izledi ve konserin ardından grup üyelerine tebriklerini iletti.



BQ'nun üçüncü ve son konseri

Amsterdam Yaylı Çalgılar Dörtlüsü Bienali bu yıl bir oda müziği grubumuzu daha misafir etti. Nemeth Quartet üyeleri aldıkları davet sayesinde usta isimlerin bienal kapsamında verecekleri masterclass’lara katılmak ve böylelikle unutamayacakları bir deneyim elde etmek fırsatını buldular. Onlarla Muziekgebouw'da sohbet etme fırsatı bulduğum anlarda NQ üyelerinin mutluluklarını gözlerinden okumak mümkündü. İki yıl sonraki bienalde Türkiye’den başka grupların da bu verimli masterclass’lara katılmalarını arzu ederim. Bu fırsattan yararlanmak isteyen genç dörtlülerimiz benimle temasa geçerlerse onları doğru adreslere yönlendiririm.

Hollanda klasik müzik dinleyicisi yapı gereği yeni isimlere, yeni seslere çok açık bir kitle. Ayrıca Türkiye’ye ve Türklere sempati duyduklarını da söylememiz mümkün veya en azından önyargıları yok diyelim. Avusturya ve Almanya gibi ülkelerde Türklere karşı gözlemlediğimiz önyargılar veya bu ülkelerin yapılarından kaynaklanan tutuculuk Hollanda’da pek o kadar etkili değil (Tarih boyunca cenk meydanında karşı karşıya gelmediğimizden olsa gerek).


Yasmin Göker-Hilberdink ve Serhan Bali Muziekgebouw'da

Bienalin kurucusu Yasmin Göker-Hilberdink’in varlığı ve Türk müzisyenlere verdiği desteğin de bizler için önemi çok büyük olmalı. Tüm bu artıların iyi kullanılması gerektiğini düşünüyorum. Tıpkı BQ gibi bienale konserler vermek için davet edilmek de mümkün ama bunun için grubunuzun seviyesinin üst düzeyde olması ve asgari düzeyde bir uluslararası tanınırlık gerekiyor. Yasmin Hanım BQ’yu ünlü West Cork Oda Müziği Festivalinde izlemiş ve performanslarını beğenmesi üzerine bienaline davet etmiş. Dolayısıyla diğer dörtlülerimizin de çok çalışmaları, uluslararası görünürlüğe önem vermeleri gerekiyor. Yasmin Hanım’ın Türkiye’ye davet edilmesi ve kendisine dinletiler sunulması da üzerinde düşünülebilecek adımlardan biri olabilir…

Serhan Bali
Amsterdam

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1A Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0216 325 27 13 | F: 0216 326 39 20