SÖYLEŞİ

Kadıköy'de yenilikçi bir müzik eğitimi vahası

11.04.2020


Paylaş:

İTÜ MİAM’daki yüksek lisans eğitimleri sırasında tanışıp hayatlarını birleştiren müzisyen çift Ani ve Çağlar Arsu tarafından, ortak hayalleri ve idealleri doğrultusunda, 2009 yılında kurulan Arsu Güzel Sanatlar Akademisi; bugün sanatın pek çok alanında Hüseyin Sermet, Toros Can, Meral Yapalı, Ova Sünder ve Rüya Taner gibi alanının önde gelen isimleriyle eğitim vermeye devam ediyor. Kurumun son derece açık fikirli, ileri görüşlü ve yeniliklere düşkünlüğüyle aklımda yer edinen kurucularından Çağlar Arsu’yla, kendi kurumları özelinde müzik eğitimi üzerine sohbet ettim…


İstanbul’un konum olarak son derece güzel bir köşesinde bulunan bu güzide eğitim kurumunun kurulma öyküsünü kısaca anlatır mısınız?

Okulumuz 2009 yılında kuruldu ve zamandan bu yana envaiçeşit programla MEB’e bağlı olarak eğitim vermeye devam ediyor. Ben 2005 yılında ABD’deki üniversite eğitimimi tamamlayıp İstanbul’a döndüm. Daha sonra yüksek lisans eğitimim için geri gidecektim ama hayatın şartları bizi farklı bir yere getirdi; eşim Ani Hanım’la tanıştık. Bu okul da ikimizin ortak hayaliydi. Okulumuzda sanatın birçok dalı var ama tabii ki müzisyen olmamız dolayısıyla müzik en ağırlıklı sanat dalımız.

Arsu Güzel Sanatlar Akademisi’ni diğerlerinden ayıran, öne çıkaran yönleri nelerdir?

Okulumuzu diğerlerinden farklı kılan en temel unsur, bizim için öncelikli olarak hayallerimizi gerçekleştirdiğimiz sevgi ve eğitim yuvası olmasıdır. Çünkü bizim için bu kurum bir geçim kaynağı değil, hayallerimizi gerçekleştiriyor olduğumuz bir platform. Ülkemize baktığımızda, dünya sahnelerinde olan müzisyen sayımız çok az. Dünyanın her yerinde dolaşıp çok başarılı işler yapan orkestramız aşağı yukarı yok. Ama inanılmaz yetenekli çocuklarımız var. Yetenek bu işe başlamak için bir ateşleyici unsurdur, geriye kalan her şey eğitimle ve disiplinle oluşuyor. Okulumuzu bunun bilinciyle kurduk.

Ben yedi yıl ABD’de yaşadım. Longy School of Music’te kompozisyon okudum. Öncesinde ise Boston Üniversite’sinde piyano ve İngilizce çalıştım. Elliot Carter’ın hocalık yaptığı, Pierre Boulez ve Sofia Gubadulina gibi isimlerle diz dize eserlerime bakma fırsatımın olduğu bir ortamda bulundum. Böyle bir deneyim yaşayınca, olayın özüyle ilgili ister istemez bambaşka bir bakış açısı geliştiriyorsunuz. Dolayısıyla, bu ortamın bir benzerini burada oluşturma gayesi ve gayretiydi okulun başlangıç noktası. Bu bir hayaldi ve gerçek oldu. Okulumuz bugün 10 yaşında. Zaman içinde çok iyi bir yere geldiğini, gelecekte daha da iyi yerlere geleceğini biliyoruz.

Eğitim kadronuzda çok önemli isimler var. Bu sıra dışı isimleri nasıl bir araya getirdiniz?

Kurumumuzda Hüseyin Sermet, Toros Can, Meral Yapalı, Ova Sünder ve Rüya Taner gibi isimler ders veriyor. Hepsi de bizim dostumuz ve burası onların kendilerini rahat hissettikleri ve rahat paylaştıkları, çekişmelerin olmadığı bir ortam. Bu isimler İnovatuvar programının çatısı altında birleştiler.

Ayrıca Andrei Diev, Paul Brust, Ivan Yanakov, Metin Ülkü, Christofer Orzech, Hector Martinez Morales, Justin Casinghino ve Eun Young Kim ustalık sınıfı yönetmek için zaman zaman kurumumuza gelen dünyaca tanınmış hocalarımız arasında yer alıyor.



İnovatuvar programı nedir? Biraz bahseder misiniz?

İnovatuvar 12 yıl sürecek olan bir sertifika programı. Konservatuvarın laboratuvar ortamıyla birleşmesine biz İnovatuvar diyoruz. Bu ismi eşim Ani koydu. Giriş sınavlarını yakın zamanda yaptık. 70’e yakın başvuru oldu ve yaklaşık 15 kişinin başvurusunu kabul edip hocalarımıza paylaştırdık. Kontenjanımız vardı ancak doldurmadık. Mümkün olduğunca hak eden çocukları aldık çünkü bu bir hobi programı değil, dolayısıyla yeteneğinin yanı sıra buradaki eğitimi kaldırabileceğini düşündüğümüz öğrencileri aldık.

Çocuk müzik eğitiminde nelere dikkat etmek gerekir? Aileler neden kurumunuzu tercih etmeliler?

Piyanoya beş yaşında başlanır gibi “reçete” türü klişeleri kabul etmiyoruz. Burada eğitimler altı aylıktan itibaren başlıyor. Bunu sağlayan Kindermusik Programı’nı Türkiye’ye ilk biz getirdik, 2009 yılında da ilk sınıfımızı açtık. Verdiğimiz ilk mezunlar içinde bir yerlerde müziğe başlayıp bize gelmiş olan öğrenciler de vardı, 2009 yılında Kindermusik’le emekleyerek müziğe başlayan bebekler de vardı. Her iki grup da diplomalarını aldı neticede. Ancak Kindermusik’le başlayan çocukların çoğunda motor becerileri, dil becerileri, işitsel beceriler ve enstrümana yatkınlık daha zengin olurken, beş yaş sonrası başlayan çocuklarda enstrüman odaklı çalışma yoğunlaşıyor.

Daha sonra ise sınavı geçen öğrenciler İnovatuvar programına dahil olabiliyorlar. Bu program akademik bir programdır; sorumlulukları zamanında tamamlamak mecburiyeti vardır. Programlar dahilinde vize ve final sınavları kurul tarafından yapılır.

Ayrıca biz çocuklara yalnızca enstrüman ve teori dersleri vermiyoruz, aynı zamanda kültür de kazandırmaya çalışıyoruz ve bunlar için hiçbir ek ücret talep etmiyoruz. Verebildiğimiz kadar burs veriyoruz ve programa olabildiğince çok ders koyuyoruz. Müzik Tarihi derslerimiz var mesela, bu derste çocuklar her ay, yüzlerce besteciden oluşan bir listeden seçtikleri besteciyle ilgili araştırma yapıp ödev hazırlıyorlar. Önemli olan çocuğun yalnızca eserleri öğrenmesi değil, aynı zamanda kültürü de öğrenmesi bizim için çok önemli. Ve tüm bunlar konusunun profesyonelleriyle yapılıyor.

Bu yıl gelirini LÖSEV’e aktaracağınız, altı yıldır düzenlenen Bahar Konserleri’nden bahseder misiniz biraz? Konserleri nerede yapıyorsunuz?

Bahar Konserleri altıncı sezonunda bu yıl. Bu konserlerde dileyen herkes çalabiliyor. Başvuruları kasım ayının sonuna kadar alıyoruz. Hoca arkadaşlarımızla başvuruları değerlendiriyoruz. Genellikle daha önce konser vermemiş olan insanlara, sahne deneyimi olması açısından sağladığımız bir imkân bu. Burada 80 kişilik bir salonumuz var ve içinde güzel bir kuyruklu piyanomuz var, konserleri orada yapıyoruz. Bu arada, tüm imkânları bir müzik okuluna uygun olacak şekilde planlanmış olan yeni binamız şu anda yapım aşamasında. Orada, imkânları çok daha iyi olacak 250 kişilik bir salonumuz olacak.

Konserlerimiz mart ve mayıs ayları arasında oluyor. Bu yıl biraz daha erken tarihlerde yapmayı düşünüyoruz konserleri. Çünkü havalar güzel olduğunda insanları kapalı mekânda konser dinlemeye ikna etmek zorlaşıyor.

Konserlerde gruplar da çalabiliyor, solo konserler de oluyor. Klasik müzikle katı bir şekilde sınırlı da değiliz, kendi alanında kaliteli olduğuna inandığımız farklı türlerden sanatçılarımıza da yer veriyoruz.

İstanbul yakınlarında bir yaz okulu binası inşa ettiğinizi duyduk. Bundan bahsetmek ister misiniz?

Yaz okulu projesinde amacımız çocukları bir yerlere götürüp farklı ortamlarda çalmalarını ve bir şeyler paylaşabilmelerini sağlamak. 2015 yılında belirdi ilk olarak bu fikir. Doğaya çok düşkün insanlar olduğumuz için İznik ve Gölcük arasındaki Samanlık Dağları’nda birkaç dönümlük bir arsa bulup bir yaz okulu inşa edelim diye aylarca dolaştık. Velhasıl, şu anda edinmiş olduğumuz yaklaşık 60 dönümlük bir arsamız var. Çalışmalar devam ediyor, yolları yapıldı. Eriklitepe Doğal Yaşam Parkı’nın tam göbeğinde, derin ormanın içerisinde olacak okulumuz.

Burada hiçbir şekilde toprağa değmeyen, ahşap, demir ve camdan bir okul inşa edilecek. Öğrencilerimiz yazın gidip belirli sürelerde burada doğayla iç içe çalışacaklar. Ustalık sınıfları ve dersler yapılacak burada. Okulun yapılacağı alandan arta kalan yerler ekilip biçilecek ve organik tarım yapılacak. 2021 gibi açmayı düşünüyoruz bu okulu, umarım yetişir.

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1A Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0216 325 27 13 | F: 0216 326 39 20