HABER

Şef fabrikası Finlandiya'nın 24'lük yeteneğini Paris kaptı

19.06.2020


Paylaş:

Fransa'nın en köklü orkestralarından Orchestre de Paris'nin (Geçmişi 1828 yılında kurulan Orchestre de la Société des concerts du Conservatoire adlı ikonik topluluğa gider) başına 24 yaşındaki Fin şef Klaus Mäkelä getirildi.

Klaus Mäkelä Finlandiya’nın köklü müzik eğitimi kurumu Sibelius Akademisinin yıllardır adeta fabrika gibi çalışan şeflik hocası Jorma Panula’nın rahle-i tedrisinden geçen son üstün yeteneklerden. Böylece 90 yaşındaki çınar Panula’nın Salonen, Vanska, Oramo, Franck, Saraste’den sonra bir 'harika çocuğu' daha dünya kariyeri yapma yoluna girdi. Mäkelä dünyanın en iyi şeflik hocalarından biriyle çalışmasına rağmen kaderinde belli ki kendisini önce çellist olarak sergilemek varmış zira Akademide Marko Ylönen'den güçlü bir çello eğitimi almışlığı da var (Bkz. en alttaki video).

 

Klaus Mäkelä’nin Paris Orkestrası’nın başına geçmesiyle birlikte genç şef-köklü orkestra denklemi/ikileminde bir eşik daha aşıldı. 20. yüzyılın başlarından yüzyılın ikinci yarısına kadar bu konuda katı bir anlayış vardı, geleceğin büyük şefleri önce daima küçük orkestraların hatta opera orkestralarının başında görev alır ve pişe pişe, ağır ve emin adımlarla yükselmeleri beklenirdi. Örneklerini kıta Avrupa'sının her yerinde gördüğümüz bu anlayış 20. yüzyılın sonundan itibaren değişmeye başladı ve nihayet günümüzde üstün yetenekli olarak değerlendirilen gencecik şefleri bir anda köklü orkestraların başında görür hale geldik (son yılların yükselen genç kadın şefleri de bu bağlamda değerlendirilebilir). Köklü orkestraların başına yetenekli genç şeflerin getirtilmesi fenomenine klasik müzik çevrelerinde eskisi gibi daha başından reddiyeci tepkiler verilmediğini gözlemlemek mümkün ama hala bu akıma tepki duyanlar yok değil. 

Aslında işin insanda bittiği çok açık. Son dönemde öyle başarılı genç şefler var ki büyük orkestralarda şans verildiğinde çok iyi işler yapabiliyorlar. Şefler geçmişte ancak 40’lı, 50’li yaşlarında başlarına geçebildiği A sınıfı orkestraları günümüzde 30’lu yaşlarında yönetebiliyor. Çok güçlü, çoğunlukla mafyatik ilişkiler içinde olan ve ‘maalesef’ klasik müzik dünyasında dediğim dedik çaldığım düdük konumuna gelen menajerlik firmalarının ve onların istepnesi gibi çalışan PR ajanslarının genç şeflerin çoğunlukla zamanından önce podyuma taşınmalarında etkili olduklarını görüyoruz (Sadece şeflik değil başka alanlarda da geçerli bu anlayış ama onlar şu an konumuz dışı). Ama dediğim gibi iş insanda bitiyor ve Dudamel, Harding, Currentzis ve daha ismini sayamayacağımız niceleri henüz 30’larında yönetme fırsatı buldukları dünyaca ünlü orkestraların başında pekala harikalar da yaratabiliyorlar.

 

Bakalım şeflikten önce çok iyi bir çellist olarak tanıdığımız Klaus Mäkelä Paris Orkestrası’nın başında nasıl bir performans sergileyecek? 24 yaş bir şef için nedir ki? 30'larında bile olmaması insanı düşündürmüyor değil. Eğer siyasi çekişmelere kurban gitmezse, Fransız müzisyenleriyle sağlam bir kimya yakalarsa başarılı olmaması için sebep yok çünkü Mäkelä aslına bakarsanız bu gencecik yaşına rağmen Paris’ten önce Oslo’yu fethetti bile. Janssons’un orkestraların şampiyonlar ligine kazandırdığı Oslo Filarmoni Mäkelä’yi ilk ‘kapan’ topluluk oldu. Oslo genç şefle 2020-21 sezonunda başlayacak üç sezonluk kontratını görülmemiş biçimde daha sezon başlamadan dört sezon daha uzattı! Paris Orkestrası ise bu ay dünya kamuoyuna ilan ettiği kontratla Mäkelä’yi 2022-23 sezonundan başlamak üzere beş sezon boyunca podyumunda görmek istediğini dosta düşmana ilan etti! Mäkelä 2020-22 yıllarında da orkestranın sanat danışmanlığını yapacak. İsveç Radyo Senfoni Orkestrası onlardan geri durur mu? Onlar da Mäkelä’’yi 2018-19 sezonundan itibaren üç sezonluğuna misafir şef unvanıyla renklerine bağlamıştı. Orkestranın tarihinde titr verdiği en genç şef unvanına erişmişti böylece Mäkelä.

 

Bir orkestra müzik direktörünün sadece podyumda sanatını bihakkın ifa ederek ayakta kalamayacağı, podyum dışındaki etkinliklerinin; müzisyenler, siyaset ve müziksever çevreleriyle ilişkilerinin de görevinin başında kalmasında etkili faktörler olduğunu düşünürsek Klaus Mäkelä’nin bu alanlarda da yaşına göre çok gelişkin bir müzisyen olduğu sonucunu çıkarsamak mümkün. Bu meziyetleri Paris Orkestrası gibi gündelik siyasetin sanata müdahalesinin etkin olduğu bir ülkenin önemli bir orkestrasına başarıyla hükmedebilmesini ve görevini zamanından önce terk etmemesini sağlayacaktır. 

Bakarsınız Mäkelä öyle başarılı olur ki, dünya orkestralar liginde çok gerilere düşen, yurttaşlarının bile beğenmediği Fransız orkestralarının bu köklü üyesini ligin üst sıralarına tırmandırmayı başarır.

 

Serhan Bali

 



 

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1A Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0216 325 27 13 | F: 0216 326 39 20