HABER

10 Soruda Bohemyalı Besteci Gustav Mahler

03.07.2020


Paylaş:

'Senfoni dünya gibidir, içinde her şeyi barındırmalıdır' anlayışıyla 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başında upuzun ve karmakarışık senfoniler vücuda getirip insanlığa armağan eden Avusturya-Macaristan İmparatorluğu tebasından Bohemya doğumlu besteci Gustav Mahler bundan tam 160 yıl önce 7 Temmuz günü dünyaya gelmişti. Gelin görün ki, doğumunun üzerinden 100 yıl kadar bir zaman geçmesi gerekmişti Mahler'in senfonilerinin anlaşılabilmesi için. Aşağı yukarı son 40-50 yıldır ise senfonileri ve şarkılarıyla en çok seslendirilen bestecilerin başında geliyor. Bu gelişme, Mahler'in günümüzde daha iyi anlaşıldığını mı gösteriyor? Kimin neyden ne kadar anladığı gizem olmayı sürdürecek elbette ama bestecinin eklektik müzik anlayışının geçmişe nazaran günümüzde çok daha fazla sempati topladığı yadsınamaz bir gerçeklik. Gelin 10 soruda Gustav Mahler'i daha yakından tanımaya çalışalım.

1. Nasıl bir ailede büyüdü?

Gustav Mahler 1860 yılının 7 Temmuz günü, Bohemya’nın Kaliště (o zamanki adıyla Kalischt) köyünde doğar. Aile, Gustav’ın doğumundan hemen sonra, Almanca konuşulan Jihlava (o zamanki adıyla Iglau) kasabasına taşınır. Baba Bernhard başarılı bir müteşebbis, anne Marie ise tam 14 çocuk doğuracak, çilekeş bir kadındır. Baba Bernhard, karısına karşı kaba tavırları ve otoritesiyle, küçük Gustav’ın üzerinde olumsuz etkiler bırakır.

2. Eserlerine damga vuran bando müziğiyle ne zaman tanıştı?

Çocukluğunun geçtiği Jihlava’daki askeri alayın bandosunun çaldığı marşların etkisi, Mahler’in sonraki yıllarda besteleyeceği senfonik eserlerde bariz biçimde görülecektir. Jihlava sokaklarından geçen bandoyu her duyuşunda, elindeki küçük akordiyonla evlerinden fırlayıp askerlerin arkasına takılan Gustav tüm askeri marşları daha o yıllarda ezberine alır.

3. Kariyer basamaklarını nasıl tırmandı?

Viyana Konservatuvarı’nda piyano ve şeflik eğitimi aldıktan sonra, o dönemde adet olduğu üzere, küçük opera orkestralarını yöneterek deneyim kazanma yoluna gider. 1880’den itibaren sırasıyla Bad Hall, Ljubljana (o zamanki adıyla Laibach), Olomouc (o zamanki adıyla Olmütz) ve Kassel operalarında çalışır. 1885-97 yılları arasında Prag, Leipzig Budapeşte ve Hamburg gibi daha önemli opera kurumlarını yönettikten sonra 37 yaşında, Brahms’ın desteğiyle Viyana Saray Operası (Hofoper)’nın başına geçer.


Viyana basını Mahler'e görevde kaldığı on yıl boyunca kök söktürdü.


4. Kariyerinin zirvesine hangi şehirde çıktı?

Viyana Saray Operası’na önce orkestra şefi olarak giren Mahler kısa sürede tüm dizginleri eline alıp kurumda bir numaralı adam olur. Repertuvarı ve şancıları seçen, pek çok temsilde orkestrayı bizzat yöneten, rejisörlük yapan bu ‘inatçı Yahudi’ görevde kaldığı 10 yıl boyunca elde ettiği tüm başarılara rağmen, Viyana’nın had safhadaki antisemitik basını ve entelijansiyasına kendini kabul ettiremez. Mahler’in bu göreve gelebilmek için dininden vazgeçip -kâğıt üzerinde- Katoliklik mezhebine geçmiş olması bile kendisine duyulan tepkiyi dindirmez. Ama ırkçı yaklaşımlar bir yana, Mahler’in dâhi bir müzisyen olduğu ve Viyana Operası’nı rakipsiz konuma taşıdığı üzerinde hemen herkes hemfikirdir.

5. Son yıllarını nasıl geçirdi?

1907 yılı, Mahler’in yaşamında dönüm noktasıdır. O yıl Viyana Saray Operası’nın başından ayrılır, kızı Maria beş yaşında difteriye kurban gider, kendisinin de ciddi bir kalp rahatsızlığı taşıdığı ortaya çıkar. Huzuru yeni dünyada bulma ümidiyle 1907 yılında New York’a taşınan Mahler burada önce Metropolitan Operası, ardından New York Filarmoni Orkestrası’nı yönetir. Viyana’da kendi elleriyle yarattığı kusursuz işleyen makineyi Met’e taşımasının -biraz da Toscanini faktörü yüzünden- olanaksız olduğunu görünce burayla ilişkisini kesip Filarmoni’ye yönelir. Ne var ki dört yıllık New York macerası, hastalığının ilerlemesiyle yarım kalır. Viyana’ya dönen Mahler 18 Mayıs 1911 tarihinde Löw Sanatoryumu’nda yaşama veda eder ve Grinzing Mezarlığı’na gömülür.


Alma ile Gustav arasında evli kaldıkları süre boyunca sonlara doğru ihanetle de gölgelenen fırtınalı bir aşk yaşandı.


6. Freud Mahler’e neden terapi uyguladı?

Yaşamının son 10 yılına damga vuran Alma Schindler’le 1901 yılında tanışıp bir yıl sonra evlenen Mahler karısına ‘evinin kadını’ olmasını şart koşar. Mahler’e boyun eğen Alma müzik eğitimini ve çok yetenekli olduğu şarkı besteciliğini bırakır. 1910 yılında genç mimar Walter Gropius’un Alma’ya âşık olmasıyla bunalıma giren Mahler çareyi Sigmund Freud’dan ‘ayaküstü terapi’ almakta bulur. Freud, Hollanda’nın Leiden kentinde (‘Leiden’in Türkçe karşılığının, Mahler’in müziğini anlatırken sıklıkla başvurulan ‘acı çekmek’ olması, kaderin cilvesi olarak da tanımlanır) buluştuğu Mahler’in ‘ödipus kompleksi’ne sahip olduğunu ortaya çıkarır. Mahler ise küçüklüğünde babasının kötü davrandığı annesine düşkün olduğunu söyleyip Freud’u haklı çıkartır. Freud’a aktardığı bir çocukluk anısında, evdeki kavgalardan kurtulmak için kendini attığı sokakta rastladığı çalgıcının söylediği halk şarkılarının üzerinde derin izler bıraktığını söyler. Müzikbilimciler, Mahler’in müziğinin her anına sinmiş ‘trajediyle uçarılığın bir arada oluşu’nu bestecinin bu deneyimine de bağlarlar.


2. Senfonisini tamamladığı ve 3. Senfonisinin tümünü bestelediği Steinbach am Attersee'de bulunan beste kulübesi bugün de ziyaret edilebilir.


7. Mahler eserlerini ne zaman bestelerdi?

Ailesini geçindirebilmek için, para getirmeyen bestecilik yerine orkestra şefliğine ağırlık veren Mahler’in, anıtsal senfonilerini hep yaz aylarında bestelediği için adı ‘yaz bestecisi’ne çıkar. Steinbach, Maiernigg ve Toblach’da bulunan sayfiye evlerinde daima küçük bir kulübe bulunur ve kendine ayırabildiği yaz mevsimleri boyunca bu kulübelere kapanıp devasa eserlerini yaratır.

8. Hangi eserleri ne tür özellikler taşır?

Sonuncusunu tamamlayamadığı 10 senfonisi birbirinden çok farklı dünyalara sahiptir. Hemen herkesin favorisi olan 1. Senfoni, kıyamet günündeki ‘diriliş’i tasvir eden 2. Senfoni, 100 dakikayı bulan süresiyle en uzun eseri olan 3. Senfoni, cenneti tasvir eden soprano solistiyle 4. Senfoni, Visconti’nin ‘Venedik’te Ölüm filminin baş aktörü sayılan meşhur ‘Adagietto’ bölümünü içeren 5. Senfoni, kaderin darbelerini simgeleyen çekiç vuruşlarına yer verdiği ‘Trajik’ lakaplı 6. Senfoni, tuhaf yapısından dolayı en anlaşılmaz bulunan 7. Senfoni, ilk icrası 1000 kişi tarafından yapıldığı için ‘Binler Senfonisi’ diye bilinen 8. Senfoni, yer yer kromatik diliyle İkinci Viyana Okulu’nu müjdeleyen 9. Senfoni… ‘Yeryüzü Şarkısı’ adlı şarkılı senfonisi, ‘Çocuğun Sihirli Av Borusu’, ‘Çocuk Ölümü Şarkıları’, ‘Bir Gezginin Şarkıları’, ‘Rückert Şarkıları’ adlı vokal dizileri de bugün tutkuyla dinlenen eserleri arasında yer alır.

9. Hangi besteciden ne öğrendi?

Deryck Cooke’a göre Mahler, Beethoven’in 9. Senfoni’sinden senfoniye koro ve vokal solistler yerleştirmeyi, Beethoven’in Pastoral Senfoni’si ve Berlioz’un ‘Fantastik Senfoni’sinden alışıldık dört bölümlü yerine gerekirse beş bölümlü senfoni yazmayı, Wagner’den ifade gücünü artırmak için orkestrayı genişletme özgürlüğünü, yine Wagner ve Bruckner’den güçlü tonlar elde edebilmek için bakır nefesli çalgılara ayrıcalıklı yer vermeyi öğrendi.


Mahler'in 20. yüzyılın ikinci yarısında 'keşfedilmesinde' Amerikalı şef Leonard Bernstein'in katkısı baş köşededir.


10. Eserleri neden uzun yıllar ilgi görmedi?

Mahler’in ciddi sanat müziğiyle sokağın müziğini, trajediyle askeri marşları, Bohemya halk danslarını, Çigan ve Klezmer müziklerini birbirine son derece özgün biçimde doladığı devasa senfonileri, ne yaşadığı yıllarda ne de ölümünün ardından geçen otuz-kırk yıl içinde anlaşılabildi. Kitlelerin Mahler’in müziğini özellikle 1950’lerden itibaren keşfedip ona tutkuyla bağlanmasının en bariz nedenleri olarak, bu eserlerin, 20’nci yüzyılda her türlü bunalım ve nevrozun yükünü çekmek zorunda kalan insanoğlunun küçüklü büyüklü trajediler karşısında içine düştüğü çaresizlik ve acı çekişin, endüstri toplumlarının bireyleri ittiği yalnızlık, tekinsizlik, şüphecilik gibi duyguların kusursuz sanatsal dışavurumları olması üzerinde durulur.

Serhan Bali

BENZER HABERLER

    1 YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1A Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0216 325 27 13 | F: 0216 326 39 20