HABER

Pereira'nın Levine davetini savunurken özrü kabahatinden büyük

09.07.2020


Paylaş:

''Klasik müzik dünyası etik değerleri neden umursamıyor?'' başlıklı yazımı portalda yayımladıktan sonra 'James Levine'ın konser yönetmek üzere davet edimesi rezaleti'nin yaşandığı Floransa'daki Teatro del Maggio Musicale Fiorentino'nun sovrintendente'si yani genel müdürü Alexander Pereira'nın Musical America'ya verdiği demeci okudum. Önceki yazıda Zubin Mehta'ya yüklenmiştim, Pereira'nın ismini hiç anmadan. Pereira'nın demecini okuyunca hata ettiğimi anladım. Halbuki klasik müzik endüstrisindeki ahbap-çavuş ilişkilerinden bahsetmiştim geçen yazıda, meğer ahbabı saymış çavuşu unutmuşum... 

Pereira kısa demecinde şöyle savunmuş Levine'a yapılan Floransa davetini: ''Şeytanlaştırılan insanları daima korumaya çalışmışımdır. Doğru ama yanlış, ben böyle bir insanım. Levine, müziğe çok büyük katkılar yaptıktan sonra epeyi bir süredir suskun [uslu çocuğu oynuyor-SB]. Müzik dünyasının artık onu dinlemeye ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.''

Hani derler ya, özrü kabahatinden büyük, Pereira'nın demeci de işte o cinsten. Şeflerle genel müdürler ahbap-çavuş ilişkilerini sürdürmeye kararlı. Neden kararlı olmasınlar? Son derece verimli bir sektör bu onlar için. Denetim-baskı mekanizması diye bir şey yok, dinleyici-tüketicinin tek bilgi kaynağı Norman Lebrecht'in blogu olmuş, millet bunun gibi haber her çıktığında okuyup paylaşıp yorum yazıyor ve rahatlıyor. Sosyal medya realitesi. Gerçekten, içler acısı bir durum.

Aslında bu yazıyı yazma nedenim, Pereira'nın demecini duyurmaktan çok konuya dair güzel bir katkıyı sizlerle paylaşmak. Orhun Orhon'un yazımı Facebook profilinde paylaşmasının ardından müzikolog Dilara Pala bir yorum yazdı. Benim düşüncelerimi de paylaşan, ama konuya dair çok güzel bir açılım getiren hoş bir katkı. Orkestra şefliğinin geçmişten günümüze algılanması ve yeniden konumlandırılması gerekliliği üzerine düşünmemizi sağlayacak bu mesajı okurlarımla da paylaşıyorum:

 

McClary ve diğer yeni müzikoloji eğilimindeki müzikologlar bu konuyu uzun süre işledi. Ortaya koyduklari bazi nedenler soyle;

1- beyaz erkek besteci-sef modeli klasik müzik sahnesindeki sosyal hiyerarşinin tepesinde o kadar uzun süre kutsallastirildi ki, bir çeşit meşrulaştırma kaniksandi. 2- Bu gelenek sanat üretiminin sosyal-kültürel bağlamını, neredeyse 60lara kadar gözardı etti. Şaheser "evrensel" eserler ve onların yaratıcısı dahileri konuşmak yeterli olduğundan, hemen her turlu toplumsal konudan kendini muaf saydi. 3- Bu eğilimler sonucu kritik edebilme, yapi sokucu yaklaşımlarla eleştiri uretip, eleştiriye yanıt verme refleksleri geliştirilemedi. McClary, klasik müziğin başka sanat ve fikir alanlarina kıyasla açik ara en patriarkal ve kritikten en uzak alan olduğunu yazar. Bunu guncel olarak diğer çağdaş sanatlarla müzik arasındaki uçurumda da görebiliriz. Şunu da biz ekleyelim; dinleyicinin kategorik olarak bu denli pasif olduğu çok az müzik turu vardır. Haberde eleştirilen duyarlılık eksikliği, sadece ureticilerin değil, dinleyicinin de, yine ayni kulturel kodlar sebebiyle duyarsiz kalmasindan kaynaklaniyor.

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1A Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0216 325 27 13 | F: 0216 326 39 20