HABER

Portekiz'de yeni bir hayata başlayan müzik yazarı Eray Aytimur'un salgın notları

18.07.2020


Paylaş:

Andante dergisinin eski yazarlarından, ince zekâsı, renkli kalemi ve üslubuyla müzik basınında kendine özgü bir yere sahip olan Eray Aytimur'u okurlarımızın özlemiş olabileceğini düşündük. Bir sene önce Portekiz'de yeni bir hayata başlayan Aytimur ülkesiyle bağlantısını koparmış değil. Yazarımız salgın sürecini yeni ülkesinde nasıl geçirdiğini anlattı. 

Karantina dönemini çevremdeki birçoklarına nazaran az sıkıntılı geçirdiğimi söyleyebilirim. Esasında 30 Mart'ta başlaması gereken yeni işimin süresiz olarak tatil edilmesi ekonomik açıdan tatsız bir başlangıç yaptırsa da moral bozukluğuna esir olmamaya çok kararlıydım. Evet belki haftada en az bir kere gittiğim Hot Club de Portugal'de şahane caz konserleri izleyemiyor, arkadaşlarımla eğlenmeye çıkamıyor, çok sevdiğim Tejo nehri kıyısında yürüyüşler yapamıyordum ama 3 sene boyunca taşınmak için türlü çabalar harcadığım bir ülkede böyle bir sürece denk gelmem kimbilir, belki isteklerimi içselleştirmek adına aşmam gereken bir eşikti.
 
Tabii teknik detaylar da çok önemliydi. Öncelikle Portekiz Hükümeti bütün göçmenlere vatandaşlarıyla eşit haklar tanıyarak, olabilecek en kötü durumda bile biçare kalmayacağıma ikna etti. Bunun gerçekliğini deneyimlemek zorunda kalan arkadaşım da var nitekim. Kaldı ki birçok konuda müthiş yavaş bir ülkenin pandemi konusunda şaşırtıcı bir hızla aksiyon alması zaten yeterince olumluydu... Karnaval Medya'nın dijital radyolarından Joyjazz'deki radyo programımın halihazırda devam etmesi, müzik dinleme, okuma, yazma, sunma pratiğimi kaybetmemem açısından kesinlikle çok iyi hissettiren noktalardan biriydi. Hakeza aylık Milliyet Sanat yazılarımın da. Bu arada oradan buradan müzik listesi isteyenler de sürekli iş üstünde kalmamı sağladı. Ekmek yapmaya çalışmaktansa kendimce vegan menüler hazırlayarak hem kilo almamayı becerebilip hem de yeni bir hobi edinmiş oldum.


 
Kitap okumaya odaklanamamak ise bu süreçteki en zayıf yanımdı ancak kayda değer miktarda müzik filmi ve belgeseli izleyerek kendimi mazur gördüm... Normalde haftanın dört akşamı gittiğim Portekizce derslerim önce iptal edilip mayısta online olarak tekrar başlayınca zamanı hoyratça kullanmamak üzere yeniden disipline olduğum gibi dil pratiğimi de iyi kötü korumuş oldum. Devam zorunluluğu kaldırıldığı halde hazirandaki sınava kadar dersleri sadakatle takip ettim... Babamın oğlu olsa Instagram canlı yayınlarına yüz vermedim. Esasında genel olarak sosyal medyada rutinimin dışında bir varlık göstermedim ki bu beni memnun etti. Martta 1 yaşını dolduran yeğenim dışında düzenli olarak görüntülü konuştuğum kimse olmadı çünkü ihtiyaç duymadım. Dışarıdan çok belli etmesem de oldukça tekil bir ruh olmamdan ötürü tombalak kedim Misket'le paylaştığım iki kişilik yalnızlık bu süreçte de sıkılmamamı sağladı...
 
Müzik sektörünün her zamanki gibi başlıca mağdur olduğunu görmek sürecin en can acıtıcı taraflarından biriydi. Yaşı çok ilerlemiş olmasına karşın Lee Konitz'i bu süreçte kaybetmek bütün müzisyen kayıplarımız içinde bana en çok dokunanıydı... Öyle böyle geldik ağustosa. Esasında "normalleşme" süreci bana çok daha fazla kaygı veriyor çünkü askıya aldığımız gerçeklerle yüzleşmeden kendimizi salıverdik ve kaçınılmaz olarak gelecek ikinci dalgayı yaşadığımız sırada maddi ve manevi tolerans düzeyimi şimdilik öngöremiyorum ve belirsizlik çok yıpratıcı...


Lee Konitz kaybettiklerimiz arasındaydı.

Öte yandan pandemi ve karantina halleri bir yana, son bir seneyi daha önceki 41 seneye hiç benzemeyen düşünce sistemi, duygu durumu, tavır ve davranışlar içinde geçirdiğim için bundan sonrası da her şeye rağmen umudumu kırmıyor. İnsanın kendisini ait hissettiği yerde yaşaması müthiş bir aydınlanma ve özgürlüğü de beraberinde getiriyormuş meğer. Evet çok zor zamanlar oldu ama ben hayatı göze aldıklarım ve gözden çıktıklarım ile sürdürmeyi sevenlerdenim...

Tekrar tüm tazeliğiyle içimize temiz havalar çekebileceğimiz, sevdiklerimize sarılabildiğimiz, doya doya konser ve festivaller izleyebileceğimiz sağlıklı günlerde buluşmak üzere. Dünyada bir yerde...

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1A Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0216 325 27 13 | F: 0216 326 39 20