MAKALE

Bohemya: Bir Müzik Krallığı

25.07.2020


Paylaş:

Mannheim Okulu, müzik tarihinde ‘Bohemya Müzik Krallığı’ ile belki de en fazla özdeşleşmiş dönemdir. Yazarımız Tuğrul Tanyol, tarihteki Bohemyalı bestecileri anlattığı yazı dizisinin bu bölümünde, müzikte senfoni ve yaylı çalgılar dörtlüsü türlerinin ortaya çıktığı bu dönemi ve önemli temsilcilerini tanıtıyor.  

Bohemyalıların müziğe katkıları 18. ve 19. yüzyıllarda giderek arttı. Bohemya’nın bestecileri baroktan rokoko, galant ve klasik dönemlere geçişte önemli roller oynadılar. Baş bestecilerimden ve modern operanın yaratıcısı Gluck'u bu adlar arasında sayabilir miyiz? Ailesi Bohemya kökenli olmasına rağmen onu Çek müziğini oluşturan çizginin dışında bırakmamızı gerektirecek çok neden var.

Bach'ın dört oğlunun da müzikteki andığımız geçişe yaptıkları katkı yadsınamaz; oğullar çağdaşları olan Bohemyalılarla aynı çevrelerde müzik yaptılar, aynı krallara ve prenslere hizmet verdiler. Çağın müzikteki en büyük sıçrayışını yapan çevrenin hep Mannheim Okulu bestecileri olduğunu düşünmüşümdür. Johann Stamitz (Çekçesiyle Jan Václav Antonín Stamic) bu adların başında geliyor sanırım. Stamitz ve Charles Burney'nin ‘generaller ordusu’ olarak nitelediği Mannheim'daki öteki büyük adlar arasında Franz Xaver Richter, Ignaz Beck, Christian Cannabich ve Johann Stamitz'in iki oğlu Carl ve Anton'u da zikretmek gerekir.


Johann Stamitz (1717-1757)
 
Mannheim Okulunun, senfoni türünün gelişiminde önemli bir payı vardır. Okulun, Haydn üzerinde de etkili olmuş kurucusu olan Johann Stamitz'in, Mozart ailesiyle de yakın dostluk kurduğunu biliyoruz. Çağ, tüm modern müzik biçimlerinin yerli yerine oturmakta olduğu bir çağıdır. Bir yazımda Haydn'ın buradaki rolünün büyük olduğunu belirtmiştim. Mannheim’lı bestecilerin hazırlıklarının da önemine değinmek gerekiyor aslında. Tüm orkestra kreşendosu, diminuendo gibi müzik yeniliklerine imza attıkları, bu yeniliklerden birinin ‘Mannheim roketi’ olarak adlandırıldığını biliyoruz. Büyük bekleyiş ve sessizliğin ardından ansızın yükselen müziğin bu yeni tarzının ilk kez duyanları koltuklarından düşürdüğü söylenir.
 
1717 doğumlu Johann Stamitz'in dört bölümlü senfoni türüne ilk biçim verenlerden olduğunu biliyoruz. 58 senfoni ve 10 orkestra triosu olarak adlandırdığı yapıtları da düşünüldüğünde senfoninin oluşumuna Haydn'dan önce başladığını belirtebiliriz. Kuşkusuz yenilikler bazen birbirinden haberli ve bazen de habersiz biçimde Avrupa'nın her tarafında eş zamanlı olarak ortaya çıkıyordu. Birçok yazımda Giovanni Battista Sammartini ve Padre Martini'nin İtalya'da benzer bir uğraş içinde olduklarını belirtmiştim.

Hemen 1700'lerin başlarında doğmuş bestecilere baktığımda, Dresden'i mesken tutmuş Johann Baptist Georg Neruda ile Berlin'de Carl Philipp Emmanuel (C.P. E.) Bach'ın yakın çalışma arkadaşları olan František Benda (Franz Benda) ve Jiří Antonín (Georg Anton Benda) kardeşleri görüyorum. Viyana ve Almanya'ya dağılmış onlarca irili ufaklı besteciden ayrı ayrı söz etmek için bu yazının sınırları yeterli olamaz, hele ki daha yazacak birçok besteci sırada beklerken. Şunu bir kez daha belirtmekte fayda var kuşkusuz: tüm bu adlar barok dönemden kopuşta önemli roller üstlendiler, çağın yaygın müzik anlayışlarına eklemlendiler, bazen de o anlayışların öncüsü oldular.
 

František Benda (1709-1786)

1709 doğumlu František Benda, Johann Gottlieb Graun'un öğrencisiydi. Graun’un da Giuseppe Tartini'nin öğrencisi olduğu düşünüldüğünde Benda'nın bir yerde Tartini okulunun sürdürücüsü olduğunu düşünmemiz gerekir. Benda, keman için sayısız sonat, ikililer ve üçlüler yazdı, konçertolar besteledi. Müzik anlayışı olarak barok dönemden Strum und Drang'a geçiş yaptığı söylenebilir. Büyük olasılıkla kralı Büyük Friedrich’in de çalması için bestelediği flüt konçertoları olağanüstü güzelliktedir ve fırtına ve yatışmayı en güzel anlatan yapıtlardandır. Protestan olan Benda ailesinin Katoliklerin baskısından kaçabilmesi için aile üyelerinin tamamının Berlin'e yerleşmelerine kral tarafından izin verildiğini biliyoruz. Yukarıda sözünü ettiğim iki önemli kardeş dışında Jan Jiří Benda (Johann Georg Benda) ve kız kardeşleri soprano Anna Franziska Benda'yı da zikretmek gerekir.
 
1722 doğumlu Jiří Antonín ise daha 19 yaşındayken Büyük Friedrich’in hizmetine girdi ve Berlin'deki orkestraya ikinci keman olarak atandı. Jiří Antonín yedi yıl sonra Gotha dükünün hizmetine girdi ve dükün yardımıyla İtalya'ya öğrenime gitti. İtalya terbiyesi, ağabeyi František’den farklı olarak ona opera yolunu açmış olmalı. Alman melodramasını geliştiren iki önemli operasından Ariande auf Naxos mükemmel bir yapıttır ve genç Mozart üzerinde derin etkiler yapmıştır. Toplamda 10 opera besteleyen Jiří Antonín’in çalgı olarak klavyeye yakın olduğunu söyleyebilireiz. Klavsen konçertoları ve sonatları en sevdiğim yapıtları arasındadır ve klavye yapıtlarında C. P. E. Bach'ın önemli bir etkisi vardır.

Benda ailesinin müzik serüveni günümüze dek sürdü ve her dönemde besteciler ve yorumcular çıkardı. 1930'larda etkin olan Hans von Benda'yı ve günümüzde özellikle piyanoda kardeşi Sebastian Benda'nın eşliğinde çaldığı Boccherini çello sonatlayıyla beni büyülemeyi sürdüren Christian Benda'yı zikredebiliriz.

Carl ve Anton, Johann Stamitz'in oğulları olarak sırasıyla 1745 ve 1750'de, Mannheim’daki müzik zevkinin içine doğdular. Carl çok daha önemli bir besteci olarak isim yaptı. Babasından ve Richter'den aldığı dersler onu Mannheim'ın ikinci kuşağına soksa da müzik anlayışı ve zevki açısından Mozart'la büyük benzerlikler gösteren bestelere imza attı. Melodik açıdan son derece çekici olan konçertoları virtüozik açıdan genelde zayıf bulunur. 50 civarında senfoni, 38 konçertant senfoni ve başta klarnet olmak üzere, neredeyse hemen tüm çalgılar için bestelediği konçertolarıyla Carl Stamitz hep sevdiğim besteciler arasında yer almıştır. 2. Çello Konçertosu ise sürekli dinlemekten zevk aldığım yapıtlar arasındadır.


Carl Stamitz (1745-1801)

Kuşkusuz ailenin en önemli üyesi baba Johann'dır. Paris'te, concert spirituel'de 1754'teki büyük başarısı yukarıda sözünü ettiğim orkestra triolarının Op. 1 sıra sayısıyla yayınlanmasına yol açmıştır. Mannheim Okulunun en önemli temsilcisi olarak tüm yeniliklerde imzası vardır ve belki de Alplerin güneyinde Jommelli'nin yenileştirme çabaları da hesaba katıldığında rokoko üslubunun oluşmasında büyük payı olduğu söylenebilir. Dört bölümlü senfoniye menuet (menuetto)’i üçüncü bölüm olarak sokması sonraki besteciler için de model oluşturmuştur.

Johann'ın yakın çalışma arkadaşı 1709 doğumlu F. X. Richter ağırlıklı olarak kilise müziği bestecisi olarak sivrildi. Aslına bakılırsa altı senfonisi daha 1744'te Paris'te yayınlanmıştı ve henüz elektörlük sarayında ikinci keman olarak göreve başlamadan önce bile belli bir tanınmışlığa ulaşmıştı. Richter büyük olasılıkla profesyonel şarkıcı olarak başladığı mesleğinde, Viyana'da Fux'tan ders aldı. Öğrencileri arasında Riegel ve Carl Stamitz'in yanı sıra ilerde İsveç Sarayında görev alacak olan Joseph Martin Kraus'u zikretmek gerekir. 1990'larda Concerto Köln'ün doldurduğu albümlerle unutulmuşluktan kurtulan Kraus'un fırtınalı senfonilerini ilk dinlediğimde, yaşlı Haydn'ın onun hakkındaki övgüsünün ne denli doğru olduğunu anlamıştım.


F. X. Richter (1709-1789)

Richter büyük bir kontrpuan ustası olarak belki de döneminin en gelenekçi bestecilerindendi. Bu nedenle güney Almanya'dan çok Berlin ve Londra gibi eski tarz müziğe meraklı çevrelerde beğeni topladı. Charles Burney onun yaratıcılığından hayranlıkla söz ederken, yapıtlarında zaman zaman ezgisel çizgide düşmeler gözlemlediğini de saklamaz.

Richter, Mannheim'da yol alan gelişmelerden usanmış olmalı ki bu çevreden uzaklaşıp 1769'da Strasbourg Katedrali'nin kapellmeister'i olarak göreve başladı. Zaten dinsel müziğe ağırlık verdiği dönemi de bu olmalıdır. 1787'de Münih ziyaretinde Leopold Mozart'la ve Mannheim'dan eski dostlarla son kez buluştu. 1783'te sağlığı bozulmaya başladığından, Haydn'ın gözde öğrencisi Pleyel yardımcılığına getirilmişti. Pleyel, Richter'in 1789 yılındaki ölümünden sonra onun görevini devraldı.

Richter'in en sevdiğim yapıtları arasında, kimi senfonileri ve dinsel yapıtları dışında, Sol minör Obua Konçertosu, Mi minör Flüt Konçertosu ve özellikle Haydn ile Boccherini'yi müjdeleyen yedi adet quartet (Op. 5)’ini zikretmeliyim. Richter’in bu dörtlüleri 1757’de yayınlandığında Haydn henüz 25 yaşındadır ve Op. 1 dörtlülerini yazmasına daha beş yıl vardır. İlk çalınışlarında Dittersdorf kardeşleriyle birlikte seslendirmiştir.

Bohemyalı besteciler 18. yüzyılın ikinci yarısında ve 19. yüzyılda verimlerini sürdürdüler. Klasikten romantik döneme geçerken de önemli işler yaptılar. Mozart ve Beethoven’in çağında yaşamış Çek bestecileri de yazı dizimizin bir sonraki bölümünde ele alalım.

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1A Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0216 325 27 13 | F: 0216 326 39 20