03.08.2020

Gülsin Onay Beethoven yılına, bestecinin üç ayrı döneminden, ama aynı tonalite etrafında topladığı sonatlarla, ince bir katkıda bulunuyor.
Gülsin Onay, 250. doğum yılı vesilesiyle 'Beethoven Yılı' olarak ilerleyen 2020 yılında kendi diskografisine bir Beethoven CD kaydı eklerken, bestecinin tüm dönem ve sonatlarının bir özetini de yapıyor. Beethoven ile çok yakından ilintilendirilen Do Minör tondaki 8 numaralı sonat (Op. 13) ile başlayıp, sonuncu sonat olan Op. 111 ile devam edip, yine Do minor tondaki sonatıyla bitirirken, araya 21 numaralı ve bu sefer Do major tondaki Waldstein ismiyle bilinen Op. 53 sonatı ekliyor. Böylece Gülsin Onay, hem 'do' notasının etrafındaki tonalitelerde dolaşıyor, hem de Beethoven'in tüm dönemlerinden bütünlük içeren bir sonat seçkisi sunmuş oluyor. Arada da dinleyicilerine beklenmedik kısa bir parçayı hediye ediyor.
Gülsin Onay’ın Beethoven kaydında en dikkat çeken unsurların başında, ağır bölümlerde bulmaya çalıştığı diyaloglar geliyor. Onay, bestecinin Pathétique ismiyle bilinen sonatının başlangıcında Beethoven’in dinamiklerine uymaya dair adeta 'ders veriyor'. İlk üç ölçüdeki belli belirsiz crescendo sonrasında dördüncü ölçüde sırasıyla sforzando, piano, crescendo ve nihayet gelen iki sforzandonun tekrar piano ile buluşması…
Onay her bir nüansı, kısacık bir zaman diliminde, çok dikkatli, incelikli ama belirgin biçimde yaparken, 'Beethoven’in yüksek volümle çalınmasını' başarı olarak gören 21. yüzyıl eğilimine de meydan okuyor. Müzik notasyonu tecrübesi olmayan okuyucularımız için de tarif etmek gerekirse, tek bir ölçünün içerisindeki vurgu ve yükseliş/düşüşler, o dar alanda o kadar çok imkân veriyor ki piyanistlere, burada müzik de yapmak mümkün, tamamen kaybolmak da.
Gülsin Onay daha ilk sayfadan itibaren bu esere yaklaşımının, bestecinin taşıdığı incelikleri barındıracağını gösteriyor. Nitekim, eserin girişini müteakip hızlanan kısmıyla birlikte ilk bölümde en çok dikkat ettiği husus, Beethoven’in yazdığı kadar, yazmadığı nüansları da tutarlı bir şekilde sağlamak. 187. ölçüden 195’e doğru sağ eldeki sekizlik notaların fortepianodan giderek hafifleyerek ulaştığı piano kusursuz tartılmış. Beethoven’in genelde karakterini yansıtan sforzando ve piano zıtlığında Onay her türlü övgünün ötesinde bir denge bulmuş.
Ağır bölümde eserin klasik dönem köklerini ihmal etmeden, cümlelemeye özen göstererek çalarken, Beethoven’in bağ işaretlerinde hiç sekmiyor, çok hafif çekmelerle, kendine has dokunuşlar koyuyor. Özellikle 38. ile 51. ölçüler arasında sol elde düşen ve yükselen bas notalarındaki hafif decrescendo ve tersi hisler bu bölümü o kadar keyifli kılmış ki... Pathétique Sonatın ilk bölümünde en dikkat çekici yanlardan birisi de bas notaların müziği taşıyışı ve sadece sol eli dinleyerek bile bir hikâye taşıyan anlatıyı duymamızı sağlaması. Bu kaydı ikinci kez dinlediğinizde, sadece sol eldeki basları takip ettiğinizde bile adeta ayrı bir CD çıkacak karşınıza…
Beethoven’in görece az kaydedilmiş Andante Favori isimli parçası, do minorün dünyasından do majörün dünyasına geçeceğimiz evrene mükemmel biçimde uyumlu fa major tonalitesi ve dingin, sakin atmosferiyle iki görkemli sonatın arasında yerinde bir akış sağlamış.
Waldstein ismiyle bilinen 21 numaralı Do majör Sonatta Gülsin Onay, tıpkı Pathétique’de olduğu gibi, bestecinin dinamiklerine ve işaretlerine had safhada uyuyor. Bir kez daha stile çok uygun, müzikalitesi yüksek, disiplinli bir Beethoven var. Yer yer biraz daha heyecanlı, tekinsiz bir sonat duyma isteği oluşmuyor değil, fakat kabul de etmeli ki, bu tavır bu sonat için risk de teşkil edebiliyor. Gerçekten, bunun bir konser kaydı değil de, Beethoven Yılı'nda çıkmış ve birbiriyle bağlantılı üç sonat olduğunu düşününce, Onay’ın tutarlı tavrını alkışlamak lazım.
Bu sonatta da Gülsin Onay’ın 'sol el'ini dinlemek apayrı bir zevk. İkinci bölümü dinlerken, bir kez daha diyaloglara dikkat edin. Sadece bir 'geçiş' olarak görmediği bu ağır bölümlerde Onay’ın düşünceli, hafiften içe dönük yaklaşımı sonatı zenginleştiriyor. Waldstein’ın son bölümü, genelinde ve özellikle do minor epizodunda bana, “keşke burası biraz daha kontrolsüz olsaydı” dedirtti. Sevdiğimiz eserleri kontrolden 'dozunda' uzaklaşarak çalmak veya duymayı istemek çok cazip ama tehlikeli bir dürtü. Onay’ın bu düşünceme karşı çıkmasına da saygı duyarım ama ancak bu bölümde birazcık daha ağır bir tempo, daha empresyonist bir piano/pianissimo dengesinin karşısında gürleyen akorlar, Beethoven’in son dönemi yaklaşırken heyecan verebilirdi. Bu sonatta Gülsin Onay’ın güzel tuşesine örnek olarak, özellikle rekapitülasyon (yeniden serim) öncesinde 140-150 ölçü civarını dinlemenizi ve son bölüme dair dediklerimi değerlendirip bu eserin alternatif ve diğer iyi yorumlarını merak ederseniz de özellikle Claudio Arrau, Daniel Barenboim ve en çok da Emil Gilels kayıtlarına vakit ayırmanızı öneririm.
Piyano edebiyatının en anlamlı ve dönüm noktası eserlerinden biri olan Op. 111 Sonatı Gülsin Onay (benim için fazla temkinli, hatta tutuk) bir çalışla açıyor. Aslında bu tavrı, sonatın her iki bölümü için de geçerli. Ne var ki, her iki bölüm de giderek açılıyor. Sanki Gülsin Onay bölümlerin kendi içinde evrildiği yolda bir farklılığa işaret ediyor. İlk bölümün başlangıcında, hem Maestoso hem Allegro’sunda daha majestik, görkemli bir kurgu arıyorum, ancak özellikle bölümün sonunda, 114. ölçüden itibaren yaşanan değişim, tuşe ve renklerde yenilikler, birden açılmakta olan katmanlar olarak karşımıza çıkıyor.
Benzer bir tavır ikinci bölümde de var; Onay çeşitlemeler ilerledikçe tavrını da bir yere doğru yönlendiriyor. Bu bölümdeki çeşitlemelerin içinde en güzel çalınanı şüphesiz ki 48. ölçüden itibaren olan. Günümüzde maalesef sadece piyanistler değil, bazı kayıt şirketleri bile, pazarlama aracı olarak bu çeşitlemeyi “caz/swing” olarak tarif edip Beethoven’i de “çağının ötesinde” diye tarif ediyorlar. Bu çeşitleme ne caz veya swing ne de Beethoven bu sebepten ötürü çağının ötesindeydi. Müzik türlerini ve müzik tarihini 'çorba eden' böylesi bir yaklaşıma girmeyen Gülsin Onay, tüm çeşitlemelerde olduğu gibi burada da sağlam bir ritm ile son dönem Beethoven’i olarak yorumluyor eserin son kısmını. Bu çeşitlemeyi bölümün dramatik zirvesine yerleştirdiği belli, zira buradan sonra tuşesi, pedal kullanımı değişiyor ve giderek parlaklaşan renklere bürünmeye başlıyor sonat son sayfalarda. Beethoven’in tüm esininin sonunda geldiği do major finali olumlamak, Onay’ın yine büyük bir inceliği…
Lila Müzik artık alıştığımız kusursuz sunumlarından bir tanesiyle daha bu CD kaydını rafımıza yerleştirmeyi zevkli kılıyor. CD'nin renkleri ve tasarımı, ama tabii ki öncesinde Aydın Büke’nin bilgilendirici, şiirsel notları çok güzel. Bu CD’yi bitiren sonata dair söylenecek sözleri Doktor Faustus romanından alıntılandırmak, Op. 111 Sonatın son notalarına yakışır bir zarafet örneği ve tam da Aydın Büke’nin derin kültürünün bir yansıması. CD dinlenmeden bu notlar okunmalı…
Feyzi Erçin
Ludwig van Beethoven: Piyano Sonatları No. 8, 21, 32; Andante Favori
Gülsin Onay (piyano)
Lila Müzik
* * * * *