HABER

Luciano Pavarotti'yi Ankara'dan Gönderen Tenor

07.08.2020


Paylaş:

Önceki gün yaşamını yitiren Türk operasının usta seslerinden tenor İsmet Kurt 13 yıl önce Yeni Şafak gazetesine verdiği demeçte tenor Luciano Pavarotti'nin Ankara Operası'nda 'dikiş tutturamaması' öyküsünün perde arkasını anlatmış. Kurt, 1963 yılında Ankara Devlet Operası tarafından Puccini'nin Tosca operasında Mario Cavaradossi rolünü söylemesi için Türkiye'ye davet edilen Pavarotti hakkındaki izlenimlerini, efsanevi tenorun yaşamını yitirdiği 2007 yılında gazeteye aktarmış. Kurt'la ikinci söyleşiyi de 2006 yılında Hürriyet gazetesi yapmış. Bu iki renkli söyleşiyi, eşi soprano Işık Kurt'un ardından geçen gün yitirdiğimiz İsmet Kurt'un anısına okurlarımızla paylaşıyoruz.

Önceki gün hayatını kaybeden efsane tenor Luciano Pavarotti, 1963 yılında Türkiye'ye gelerek, 'La Boheme' adlı eser için sahneye çıktı. Ancak, sadece bir kez sahneye çıkarılan Pavarotti, o an bavulunu toplayıp İtalya'ya döndü. 'La Boheme' adlı oyunda başrol Rodolfo için sahneye birinci kast olarak sanatçı İsmet Kurt, ikinci kast olarak Rıdvan Yücel ve üçüncü kast için de Pavarotti seçildi. Ünlü tenor Luciano Pavarotti ile sahneye çıkan İsmet Kurt, Pavarotti'nin o zamanlar çok genç ve tecrübesiz olduğunu söyledi. O zamanlar 28 yaşında olan Pavarotti'nin bir kez sahneye çıktığını anlatan Kurt, “Benim 16 kez sahne aldığım eserde, Pavarotti sadece bir defa sahneye çıkabilmiş ve birkaç hafta içinde ülkesi İtalya'ya geri dönmüştü. Pavarotti, beni dinleyince 'bu kadar güzel tenorünüz varken beni niye çağırdınız?' diye sormuş. Ardından bavulunu kaptığı gibi gitmiş. Çok genç ve tecrübesizdi. Kimse onu önemsemedi. Şimdi bana sorarsanız dünyanın en büyük tenörü o. Pavarotti, bir temsil yaptı 3. gün onu gönderdiler. Hayatının ilk operasını yapıyordu. Türkiye'ye gelişi ve gidişi anlaşılmadı bile” diye konuştu. İnsanların Avrupa'da daha çabuk keşfedildiğini ifade eden İsmet Kurt, “Pavarotti bir Avrupalıydı. Kendi ülkesinde daha çabuk keşfedildi. Bence dünyanın gelmiş geçmiş en büyük tenörü. Tekniği çok güzeldi, en zor operaları gayet rahatlıkla yapıyordu. Kişiliği çok iyiydi, çok mütevazı bir insandı. Pavarotti'nin yaptıklarını kimse yapamaz” dedi.

Kaynak: Yeni Şafak



 

Cumhurbaşkanlarının, yabancı devlet adamlarının huzurunda söyleyen sanatçı İsmet Kurt, 1963’te "La Boheme" operasında ünlü tenor Luciano Pavarotti ile aynı rolü üstlendi. Kurt, 16 kez sahne alırken, o dönemde 28 yaşında olan Pavarotti sadece 1 defa sahneye çıkabildi ve birkaç hafta içinde de ülkesine döndü. Bugüne kadar çeşitli vesilelerle aktarılan, Pavarotti’nin "konuk sanatçı" olarak Türkiye’ye gelişi, 1963-1964 sanat sezonunda gerçekleşti. Bu sezon Başkent sahnelerinde seyirciyle buluşan, Giacomo Puccini’nin ünlü yapıtı "La Boheme"in rol dağıtımında başrol Rodolfo için öncelikli sahneye çıkacak birinci kast olarak o dönemin ünlü sanatçısı İsmet Kurt seçildi. Rıdvan Yücel’in ikinci kast olduğu eserde, o zamanlar 28 yaşında olan Luciano Pavarotti de üçüncü kast olarak yerini aldı. Rodolfo’nun sevgilisi Mimi’yi "Kaynanalar" dizisindeki "Tijen" rolüyle de tanınan ünlü sanatçı Sevda Aydan’ın canlandırdığı eserde, "çiçeği burnunda tenor" Luciano Pavarotti, sadece bir kez sahneye çıkabildi ve birkaç hafta içinde de eşyalarını toplayarak ülkesi İtalya’ya geri döndü.

Sanatçı İsmet Kurt, 1956 ve 1963 yıllarında "La Boheme" operasında sahne aldığını söyledi. 1963-64 sanat sezonunda tiyatro ve operanın aynı müdürlükte toplandığını ve opera-bale bölümünden de Cüneyt Gökçer’in sorumlu olduğunu anlatan sanatçı, "İlk La Boheme’i Muhsin Ertuğrul döneminde oynadım. Daha sonra yine 1963’te aynı eser sahnelendiğinde Pavarotti geldi" dedi. Ünlü tenorun o zamanlar tecrübesiz olduğunu ifade eden İsmet Kurt, Pavarotti’nin bugün dünyanın en büyük tenoru olduğunu vurguladı. Türkiye Cumhuriyeti’nin üç cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Celal Bayar ve Turgut Özal’ın huzurunda sahne aldığını, yabancı devlet başkanlarının da kendisini izlediğini anlatan Kurt, "İran Şahı Rıza Pehlevi’nin huzurunda sahneye çıktım ve büyük beğeni aldım" diye konuştu.

Dönemlerinde opera sanatına büyük ilginin olduğunu, opera binasının kapısında biletler çıktığında 200-300 metre kuyruk oluştuğunu ve biletlerin hemen bittiğini anlatan Kurt, "Biz milletvekilinden, en üst bürokrattan çok maaş alırdık" dedi. "En şaşalı dönemlerimizi yaşadık, o zamanlar sanat baş tacı edilirdi" diyen Kurt, bugün de çok yetenekli sanatçıların bulunduğunu söyledi. Operanın İtalya’da doğan bir sanat olduğunu, ancak Türk sanatçılarının da opera konusunda büyük yeteneklerinin bulunduğunu ifade eden Kurt, "Ancak, bizim tek eksiğimiz opera sanatında kendi rejisörlerimizi yetiştirmemek. Bu alanda dışarıya bağımlı gibi görünüyoruz" eleştirisini yöneltti.

Kaynak: Hürriyet

BENZER HABERLER


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1A Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0532 343 9328 | F: 0216 326 39 20