MAKALE

Müzik ve bağışıklık

08.08.2020


Paylaş:

Bağışıklığı korumak ve güçlendirebilmek için başlıca şartlardan birinin sağlıklı beslenmek olduğunu biliyoruz. Ancak sağlıklı beslenmenin sadece ağız yoluyla bünyemize kattığımız gıdalardan ibaret olmadığını biliyor muyuz?

Bir önceki sayıda müzik eğitiminin beyin gelişimindeki muazzam etkilerini bilimsel olarak kanıtlanmış veriler ışığında incelemiştik. Bu sayıda ise çok farklı bakış açılarına göre, farklı yanıtlarla karşılaştığımız bir konuyu; iyi bir müzik eğitiminin niteliklerini ve enstrüman çalmaya başlamak için hangi yaşın uygun olduğunu ele alacaktık.

Ancak bütün dünyanın, senaryosu gerçeğe dönüşmüş bir bilim kurgu filmi sahnesini yaşadığı bu dönemde, tüm öncelikler aniden değişmek zorunda kaldı. Herkesin eve kapanıp kendini tecrit ettiği, olağanüstü günlerin yaşandığı, sıhhatin ve sağlığın belki de hiç olmadığı kadar çok düşünüldüğü bu dönemde müziğin bağışıklık sistemimiz üzerindeki etkilerini izah etmek çok daha faydalı olacaktır.

Covid-19 salgını nedeniyle pek çok insan hastalığın her an bir şekilde bulaşabileceği düşüncesiyle korku ve endişe içinde yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Salgının gündemdeki tek konu hâline gelmesiyle, her gün hangi ülkede kaç kişinin daha hastalığa yenik düştüğü haberlerini takip ediyor, hangi vitaminle nasıl beslenmek gerektiğiyle ilgili tartışma programlarını izliyor, bağışıklığımızı nasıl koruyacağımızla ilgili bilgi edinmeye çalışıyoruz.

Duyu organlarıyla elde ettiğimiz her türlü veri birer besindir ve bünyemizi dolayısıyla bağışıklığımızı etkiler. Dünyadaki düzenin bir daha eskisi gibi olmayacağının aşikâr olduğu bu dönemde ne dinlediğimize, neye baktığımıza, nasıl hissettiğimize çok daha fazla dikkat etmeliyiz. Zira neyi, nasıl deneyimleyeceğimizi bakış açımız belirliyor.

Başta müzik olmak üzere, insanoğlunun varoluştan bu yana hep peşinde olduğu estetiği, aslında güzelliği sunan sanat tam da bu noktada en çok ihtiyaç duyduğumuz en gerekli unsurlardan biri. Çünkü sanatla arınmak ve çok daha yüksek bir enerjiyle dolmak mümkün. Zihnin arınmasıyla kalp damarlarını büzen, çarpıntıya sebep olan olumsuz düşüncelerden kurtulup, yaratma ve üretme güdüsüyle dopdolu olmayı sağlayan yaşam enerjisini bize bizzat sanat verebilir. Sanat sadece resimde, müzikte, dansta, edebiyatta mevcut değildir. İçine estetik ve güzellik kattığımız her eylem bir sanata dönüşebilir. İçtenlikle yaptığımız her şeyde güzellik vardır. Sanat eseri olarak nitelendirdiğimiz ve bizi etkileyen yaratımların esas sırrı yaratıcının içtenliğidir aslında. Bunu henüz hiç deneyimlememiş olan kişiler için bu satırların pek bir anlamı olmasa da onlar için bilimsel olarak kanıtlanmış veriler de mevcut.

Zihin sürekli olumsuz, kaygı verici duygu ve düşüncelerle dolu olduğunda korku ve endişe baş gösterir. Korku ve endişe vücutta tüm hormon salınımının dengesini altüst eden stresi yaratır. Stres ise bağışıklığı doğrudan olumsuz yönde etkiler. Bilimsel araştırmalar neticesinde müzik dinlemenin, stres hormonu olarak tanımlanan kortizol salınımını düşürdüğü kanıtlanmıştır.

İngiliz The Telegraph dergisinde yer alan bir haberde, İngiltere’deki Sussex University ve Almanya’daki Leipzeig Max Planck Enstitüsü’nden araştırmacıların, müziğin hastanede yatan hastaların tedavisinde nasıl etkili olduğuna dair yürüttükleri çalışmaların bulguları yayınlanmış ve müziğin hastaların iyileşmesine yardımcı olmak için nasıl kullanılabileceği gösterilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre müziğin bağışıklık sistemini güçlendirdiği ve hastalıklarla savaşmakta yardımcı olduğu belirtilmiştir. Ayrı yürütülen ve henüz yayınlanmamış bir çalışmada ise anestezi altındaki bir hastanın ameliyatı esnasında çalan müziğin zararlı stres hormonlarının azalmasına yardımcı olduğu bilgisi verilmiştir.

Müziğin nasıl bu şekilde etki edebildiği sorusuna araştırmayı yöneten, sinirbilim uzmanı Dr. Ronny Enk’in cevabı, “müzikle ortaya çıkan olumlu tesirin sonunda stresi azaltan özel fizyolojik değişikliklere yol açtığını ya da doğrudan bağışıklığı etkilediğini ancak stresi azaltma etkisinin çeşitli müzik türleri için farklılık gösterdiği” şeklinde olmuştur.

Araştırmacıların yürüttüğü başka bir çalışmada 300 kişi test edilerek 50 dakika boyunca mutlu ve neşeli bir dans müziği ya da rastgele seçilen tonlar dinletilmiştir. Araştırmanın sonunda ortaya çıkan verilere göre dans müziği dinleyen deneklerde bağışıklık sisteminin ilk savunma hattı olan antikor immunoglobin A seviyelerinin yükseldiği ve stres hormonu olan kortizol’un kontrol grubundakilere oranla önemli ölçüde azaldığı ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada hangi müzik türünün ne şekilde etki ettiği araştırılmamıştır ancak Dr. Enk farklı çalışmalarda müzik türlerinin farklı fizyolojik ve immünolojik etkiler gösterdiğini ve dinleyicinin kişisel değerlendirmesinin de müziğin etkisinin tespitinde önemli rol oynayabileceğini belirtmiştir.

Tüm bu araştırmalarda deney ve gözlemle müziği çalışan bilim, müziğin beynimiz ve sağlığımız üzerindeki etkilerini gözler önüne seriyor. Oysa müzik sesin fiziği ve etki alanı itibarıyla somutken, sezgisel ve test edilmesi henüz mümkün olmayan ruhuyla aynı zamanda soyuttur. Müziği soyut yönüyle ele alan kaynaklar, etkileri üzerine çok daha fazla şey söylüyorlar. Bir sonraki sayıda filozofların müziğini keşfetmek üzere, sağlıkla kalın…



Andante'nin Mayıs 2020 tarihli 163. sayısında yayımlanmıştır.

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1A Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0532 343 9328 | F: 0216 326 39 20