MAKALE

Filozofların müziği - I

08.08.2020


Paylaş:

İlham ve duygu boyutuyla soyut olan müziğin, henüz ölçümlenemeyen fizik ötesi düşünüşte, zihnimiz ve bedenimiz üzerindeki etkilerini, bilginlerin ve büyük düşünürlerin gözlerinden keşfedelim…

“Müzik ruhun dilidir. Barış getirerek, ihtilafı ortadan kaldırarak hayatın sırrını açar.”
 Kahlil Gibran


Her gün baktığımız, gördüğümüz, deneyimlediğimiz ve alışıla gelmiş olanı daha önce hiç fark edilmemiş yönleriyle keşfederek, sıradanlıkları bir mucizeye dönüştüren, geleceğin keşiflerini öngören, geçmişin unutulanı ile yepyeni çıkarımlar yapan, var oluşun yüksek mertebelerine mazhar olmuş düşünürler kendi tasavvurlarında bize müziğin bilmediğimiz, fark etmediğimiz hangi yönlerini gösteriyorlar?

Kadim zamanlardan bugüne müziğin ne olduğunu, nasıl anlaşıldığını ve ne şekilde kullanıldığını araştırmak, derin bir okyanusa dalıp, hiçbir zaman dibe ulaşamadan muazzam katmanlarını keşfetmek gibidir. Öyle ki bilge düşünürlerin her bir sözü üzerine sayfalar dolusu düşünce üretilebilir. Ancak bu yazıdaki amaç her bir değerli sözün, içimizde var olan bir “sesi” titreştirmesi ve üzerine derinleşeceğimiz fikri deneyimlememiz için ilham olabilmesidir.

Gelin, Doğu’dan Batı’ya uzanan bir zaman tünelinde, bilgi aşıklarının müziğinin sesine kulak verelim.

“Ruhun müziği kâinatta duyulur.”
Lao Tzu


Milattan önce 6. ile 4. yüzyıl arasında yaşadığı düşünülen, Taoizm’in kurucusu bilge Lao Tzu, aydınlanmanın her şeyi kuşatan evrenle birlik olmaktan geçtiğinden söz eder. Var olan her şeyi yönlendiren görünmez güç Tao’dur. Doğayla uyum Tao felsefesinin temelini oluşturur. Lao Tzu, ruhtaki müziğin tüm evren tarafından duyulduğunu ifade eden sözleriyle bize evrenin ve yaratılmış olan her şeyin titreşen bir frekansı olduğunu mu anlatmaya çalışır?



“Bir kimse bir ülkenin iyi yönetilip, yönetilmediğini, ahlaki değerlerinin niteliğini bilmek isterse, o ülkenin müziğine bakmalıdır.”
Kung Fu Tzu


Latince adıyla Konfüçyüs olarak bilinen, M.Ö. 5. yüzyılda Çin’de yaşamış olan “Bilge Kong” öğretisinin temeli yer ve gök arasındaki uyumdur. “Müzik, gökle toprak arasında bir ahenktir” diyen Konfüçyüs, müziğin niteliği ile insanın karakterini bağdaştırır. Pentatonik dizinin beş sesi ile toplumu beş bölüme ayırır: hükümdar, tebaası, halk, devlet memurlarının işleyişi ve nesneler. Tüm bu birimlere ait bir ses vardır. Toplumu oluşturan bu katmanların sesi toplumun niteliğini belirler. Bu bağlamda belki de Konfüçyüs, müziği toplum bilimsel olarak değerlendiren ilk müzik sosyoloğu olabilir mi?

“Tellerin uğultusunda geometri vardır. Kürelerin boşluğunda ise müzik.”
Pythagoras


M.Ö 6. yüzyılda yaşayan Samos’lu Pythagoras, Mısır’dan Babil’e uzanan yolculuğu esnasında edindiği derin bilgileri sentezleyerek daha sonra İtalya’nın güneyindeki Kroton şehrinde kendi kurduğu okulunda haleflerinden seleflerine ve bugüne ulaşan düşünce akımlarının öncüsü olmuştur. Ruhun ölümsüzlüğüne ve reenkarnasyona inanan Pythagoras, gezegenlerin birbirleri arasındaki mesafenin ve etkileşimin insan kulağıyla duyulamayan, matematiksel olarak ifade edilebilen bir armoniye sahip olan müzikle mümkün olduğunu ileri sürmüştür. Diyatonik diziyi, farklı seslerin birbirleriyle olan mesafesini hesaplayarak aralıklar kavramını bulan Pythagoras, müziği matematiksel ve akustik olarak ele alan ilk müzikolog olabilir mi?

“Müzik; evrene ruh, zihne kanatlar, hayal gücüne uçuş gücü, hayata ve her şeye neşe ve tılsım veren ahlaki bir yasadır.”
Platon


M.Ö. 4. Yüzyılda yaşamış Atinalı Platon, bugüne ulaşan metinleri ve eserleriyle Batı düşünce dünyasının en önemli temsilcileri arasında yer alır. Mutlak ve değişmez olanı anlattığı İdealar eserinde ruhun tinselliğini ve ölümsüzlüğünü belirtir. Ancak ruhun akıl, duygular ve arzulardan oluşan parçaları arasında uyum olması gerektiğinden bahseder. “Müzik, sesin, ruhun meziyetlerini eğitmek için hareket etmesidir” ifadesiyle Platon müziğin iki zıt tesirini anlatır. Ruhu mutlak olana yaklaştıran ruhani müzik, ruhu maddesel ve sürekli değişen, dünyevi olana yaklaştıran seküler müzik kavramlarıyla Platon ideal müziğin ruhu arındırarak mutlak olan “öz”e yaklaştıracağını savunur.

MS. 9. yüzyılda, Batı dünyası dogma düşüncesiyle kuşatılmışken, Doğu’da başlayan ve Batı’ya doğru esen aydınlanma rüzgârının tekrar Doğu coğrafyasına geçtiği dönemde, Irak’ta yaşamış olan düşünür Kindî (Alkindus), matematik, astronomi, fizik, kimya ve müzik üzerine, daha sonra Batı’ya da ilham verecek olan değerli eserler kaleme almıştır. Kindî, müziği alemdeki (kozmos) her şeyin mükemmel uyumu, düzenin ifadesi olarak tanımlar ve insan nefsini “düzen, nizam” ile uyumlandırabildiği için müziğin bir şifa kaynağı olduğunu ifade eder. 

Kindî’nin öğrencisi Farabî (Alpharabius), Kitâbu’l Mûsikî el Kebîr eserinde sesin fiziğini ve müzik teorisini anlatır. Farabî, Kindî öğretisinde ifade edilen müziğin şifası üzerine, hangi saatlerde, hangi makamların etkili olduğunu yazmıştır. Kitâb el-Ağânî eseriyle şarkı söyleme ve şan teknikleri hakkında ayrıntılı bilgiler vererek asırlar boyu etkili olacak başvuru kitaplarını miras bırakır.

İlhamın sesini bir sonraki sayıda dinlemeye devam edeceğiz. İçinizde saklı olan akıl-zihin, beden ve ruhun armonisini keşfetmeniz dileğiyle…


Kaynakça
Haydon, Glen, Introduction To Musicology: A Survey of the Fields, Systematic & Historical of Musical Knowledge & Research, The University of North California Press, 1941.
Huang, Siu - Chi, Philosophy East and West, Vol. 13, No. 1 (April, 1963), pp. 49-60, https://www.jstor.org/stable/1396785, University of Hawai-i Press.
Akan, Nesrin, VIII - XIII. Yüzyıllar Arası İslam Felsefesi’nde Müzeiğe Genel Bakış: El-Kindi, Farabi, İbn Sina, DOI: 10.7816/kalemisi-03-06-05, 2015, Cilt 3, Sayı 6.



Andante'nin Haziran 2020 tarihli 164. sayısında yayımlanmıştır.
 

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1A Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0532 343 9328 | F: 0216 326 39 20