SÖYLEŞİ

Shakespeare dönemi müziklerine bir yolculuk

01.10.2020


Paylaş:

Ülkemizin önde gelen Barok dönem müziği gruplarından İzmir Barok’un kurucusu, viola da gamba sanatçısı Bülent Oral ve soprano Linet Şaul ile, grubun soprano Emma Kirkby’nin de katılımıyla yeni çıkardığı Shakespeare ve Müzik adlı CD kaydı üzerine sohbet ettik.

İzmir Barok Topluluğu olarak ilk albümünüzün ardından Shakespeare ve Müzik adlı albümünüzü Lila Müzik etiketiyle çıkarttınız. Önce albümün de çıkış noktası olan Shakespeare ve Müzik projeniz üzerine konuşalım mı?

Bülent Oral (BO) Değerli dostumuz, yazar Aydın Büke, İstanbul Pera Müzesi’nde 23 Nisan 2016 tarihinde Shakespeare’in ölümünün dört yüzüncü yıldönümü nedeniyle bir konser düzenlemek istediğini söyleyince çok sevindik. İtalya’daki lavtacı arkadaşımız Diego Leveric, sopranolar Linet Şaul ve Emma Kirby ile kafa kafaya verip neler yapabileceğimiz üzerine beyin fırtınası yaptık, çalacağımız parçalar hakkında konuştuk. Sonunda Pera Müzesine giderek konser için provalarımıza başladık. Yani her şey çok hızlı ilerledi.
 
Shakespeare ve Müzik temalı konseriniz nasıl geçti?

BO Ölümünün dört yüzüncü yıldönümünde Pera Müzesi’nde çarpıcı bir performansla andık Shakespeare’i. Gösterimizin tiyatro ayağında Ayşe Lebriz, kendisine çok yakışan Shakespeare’ın perisini her zamanki ustalığıyla canlandırdı. Viola da gamba’yı ben, lavta ve Barok gitarı Diego Leveric çaldık. Ve elbette sevgili Linet’in eşsiz büyüleyici sesi… Müzenin o özgün atmosferi hem bizi hem de dinleyicileri bambaşka bir aleme sürükledi.

Shakespeare ve Müzik projesiyle kaç konser yaptınız?

BO Tam 22 tane konser yaptık. Kıbrıs Bella Pais Müzik Festivali ve Adana Tiyatro Festivali’nde de sahneye çıktık.

İzmir Barok Topluluğu’nun Lila Müzik etiketli albümünden sonra piyasaya yeni çıkan Shakespeare ve Müzik adlı albümünden bahsedelim biraz da. Çalışma ve ortaya çıkış sürecini sizden dinleyebilir miyiz?


BO Açıkçası her şey çok hızlı ilerledi. CD’deki 24 parçayı 2016 yılında MİAM’da sadece iki günde kaydettik. Albümü, her zaman özlemle andığımız, hazırlık aşamalarında yardımını gördüğümüz sevgili dostumuz Prof. Şehvar Beşiroğlu’nun anısına adadık. Ayrıca sevgili Dilek İçinsel ve tüm Lila Müzik ailesine bu kaydın ortaya çıkmasına verdikleri emeklerden dolayı teşekkür ederiz.



Sevgili Linet Şaul, konserlerle başlayıp sonunda bir albüm kaydıyla taçlandırdığınız Shakespeare ve Müzik projesiyle ilgili sizin de duygu ve düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Linet Şaul (LŞ) Projemiz Devlet Tiyatroları sanatçısı Ayşe Lebriz Berkem’in katılmasıyla daha da büyüyerek gelişti. Berkem, Shakespeare oyunlarının sonelerini okuyacaktı. Ancak “Ben sadece oyunların sonelerini okumakla sınırlı kalmayım bir oyun yazayım ve potpuri oluşturayım” demesiyle ortaya Shakespeare Perisi adlı oyunu çıktı. Sözler tamamen Shakespeare’e ait yani dışarıdan katılmış hiçbir söz yok. Hem kayıt yaptık hem de tiyatroyla bütünleştik. Çok yoğun bir hafta yaşadık. Harikulade bir kayıt oldu. Bu proje ilk çıktığında bir tiyatrocunun da bu oluşuma katılacağını duyduğumda çok heyecanlanmıştım. Ayşe Lebriz Berkem de mükemmeliyetçi bir insan. Kostüm detaylarından perinin elinde tutacağı değneğe kadar her şeyi en ufak ayrıntılarına kadar düşündü. Oyunda kullanacağı pipodan elmasa, peçeteden güle her detay işlendi. Bu kadar çok konser yapacağımızı ve ilgi göreceğimizi hiç düşünmemiştim.
 
Dinleyicileriniz yürekten yapıldığını gördüğü bu projede sizin tüm işçiliğiniz ve sanatınızın farkına varıyor. Sanatseverleri Shakespeare dönemine ve müziğin büyülü dünyasına doğru yolculuğa çıkardığınız bu albümde hangi eserler yer aldı?

BO Shakespeare şarkılarının hepsi birbirine yakın tonalitelerde. Yazıldıkları dönemlerde şarkıcıların belli ses limitleri var. O nedenle yakın tonlarda şarkılar seslendirildi. Albümün başında Emma Kirkby’nin Shakespeare’in Venedik Taciri adlı eserinin beşinci perde birinci sahnesinde Lorenzo’nun oynadığı bir bölümü okuması bizim için paha biçilmez bir hediye oldu. Robert Johnson, John Dowland, Robert Jones, Thomas Morley ve Henry Purcell, Shakespeare’in eserlerine müzik yazan diğer besteciler ve bu isimlerin hepsi albümde yer alıyor. Tobias Hume’u ise geçiş bölümlerindeki çalgısal eserlerde kullandık. Bir paralı asker olan Hume inanılmaz bir besteci. Akşamları askerleri eğlendirmek için viola da gambasıyla müzik yaparmış.
 
Albümü dinlediğimde tertemiz bir kayıt duydum. Etkilenmemek mümkün değil. Barok ses zor bir ses, Barok çalgılar zor çalgılar. Kayıt da mutlaka zor olmuştur. Peki nasıl aştınız bu zorlukları?


BO İTÜ MİAM’da teşekkür etmemiz gereken çok önemli iki isim var: Prof. Can Karadoğan ve Ozan Sarıer. İlk Barok albümümüzün kayıtlarını da onlar yapmıştı. Bu nedenle bize çok alışıklar. Çalgıların birbirlerine hangi uzaklıkta, nerelere yerleştirilmesi konusunda çok tecrübeliler. Bir kilisede çaldığınızda oradaki doğallık kayda da yansır ancak stüdyoda öyle bir şansınız yoktur çünkü stüdyo ortamı kurudur, eko yoktur. Ama inanır mısınız biz bunu hiç hissetmedik. Sanki kilisede çalıyormuş gibi bir his içindeydik. Bu iki isim Barok çalgıları çok iyi tanıyor. Biz çalgılarımızı bağırsak tellerle çalıyoruz. Tınıda yuvarlaklığı ve yumuşaklığı kaybetmemek gerekiyor. Can ve Ozan sayesinde albümün sound’u çok başarılı oldu. Kendilerine çok şey borçluyuz.

Sevgili Linet Şaul, Shakespeare ve Müzik projesinin soprano sesi olarak söyleşimize neler eklemek istersiniz? Barok stilde şarkı söylemekle opera söylemek arasındaki farklılıklar nelerdir?

İzmir Devlet Opera ve Balesi solist soprano sanatçısıyım. Pek çok rol oynadım, dramatik değil lirik sopranoyum. Mozart ve Donizetti sesime uyan bestecilerdi. Ancak Barok dönem bambaşka. İzmir Barok topluluğuyla Handel ve Vivaldi söylemeye başlayınca, Barok müzik söylemenin de sesime çok yakıştığını fark ettim. Barok dönemde sesinizi, vibratoyu ustaca kontrol etmeniz, duru ve doğal söylemeniz gerekiyor. Bülent’in girişimci kişiliği sayesinde, Emma Kirkby gibi Barok dönemin kraliçesi olan bir şancıyla yan yana düet yapmak fırsatı yakaladık. Hayatımızın en güzel işi oldu bu proje. Barok stili bilmeseniz bile Kirkby ile yan yana geldiğinizde söylemeye ve öğrenmeye başlıyorsunuz. O sizi alıp götürüyor, egosu hiç yok. Barok ve Rönesans dönemlerin müziğinde en önemli unsur, dile hâkimiyet. Shakespeare müziklerinde eski İngilizce var. Dile hâkim olmazsanız, vurguları yerinde yapmazsanız, yaptığınız işin de inceliğini veremezsiniz.



Emma Kirkby

Bülent Bey, sizden de Emma Kirkby üzerine görüşlerinizi alabilir miyim?

BO İzmir Barok Topluluğu’ndan arkadaşım Hakan Özaytekin ile öğrencilik yıllarımızda okulda plakları düzenlerken London Baroque ve Emma Kirkby’nin kayıtlarını hep bir kenara ayırır, onları sürekli dinlerdik. Seneler sonra, hayranı olduğumuz Kirkby ile kendimizi aynı sahnede bulduk. Biz onun önünde her an ceketimizin düğmelerini iliklerken o bir gün omzuma dokundu ve şöyle dedi: “Bülent yeter artık, ben de bir insanım. Siz benden bir şeyler öğreniyorsunuz ama ben de sizden çok şey öğreniyorum.” Gerçek sanatçı olmak böyle bir şey. Çok şey bilmek ama sanki bilmiyormuş gibi bir tevazu sergilemek. Yapmak istediğiniz şeyler ancak egolarınız yok olduğunda ortaya çıkma şansı bulabiliyor.
 
Gelecek için yeni projeleriniz var mı?

Çok yakında Shakespeare ve Purcell projesine başlıyoruz. Bu projede sadece Henry Purcell’ın bestelediği eserleri seslendireceğiz. Ayşe Lebriz de erkek rolüne girecek. Bu oyunlardan yola çıkarak bir libretto yazmaya başlamıştır bile. Kolaj şeklinde bir çalışma olacak.


Ayşe Yavaş

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1A Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0532 343 9328 | F: 0216 326 39 20