CD-DVD

Kaçırılmaması Gereken Bir Anna Bolena Kaydı

12.12.2020


Paylaş:

Gaetano Donizetti’nin Anna Bolena operası, bestecinin “Tudor Kraliçeleri” adını taşıyan üç operasından ilk olarak bestelediğidir. (Diğerleri: 1834 tarihli Maria Stuarda ve 1837 Roberto Devereux) 26 Aralık 1830 tarihinde Milano’daki Teatro Carcano’da ilk defa sahnelenen Anna Bolena, öylesine büyük bir başarı elde etmiştir ki Donizetti’nin öğretmeni Simon Mayr bu geceden sonra öğrencisine “Maestro” diye hitap etmiştir.

 

Eric Génovèse’nin rejisi hem besteciye hem de librettiste oldukça sadık. Enteresan olmak, skandal yaratıp hakkında konuşturmak, müziğe ve librettoya aykırı hareketler, durumlar ve mekânlar yaratmaktan uzak. Sahnelenen operalarda giderek stilize bir şekilde yine geleneksel rejilere dönüldüğünü mutlulukla gördüm.

 

Koronun yerleştirilişi ve kullanımı son derece güzel bir estetik içinde. Karakterlerin hareketleri ve birbirleriyle olan ilişkileri dengeli bir çizgide. Dikkatimi çeken bir ayrıntı, Anna’nın özellikle operanın ilk sahnelerinde çok canlı, hareketli ve neşeli olarak yorumlanması ve Smeton’u kendisine âşık etmek için neredeyse onunla flört eder hareketlerde bulunması. Ayrıca sahnenin önünde asıl olay cereyan ederken, gerek sahnenin kenarında, gerekse en arkasında başka bir olayın devam etmesi, sahne geçişlerine adeta sinematografik bir etki veriyordu.

 

Jacques Gabel ve Claire Sternberg’in dekorları son derece pratik ve birçok sahne değişimi seyirciyi bekletmeden gerçekleşiyor. Mekân değişiklikleri kurulu dekorun sağa ya da sola döndürülmesiyle giyotin duvarların indirilip kaldırılmasıyla sağlanıyor.

 

Luisa Spinatelli’nin kostümleri ise tam bir görsel şölen; adeta yalın dekorun ekstra bir dekor parçası oldu. Renkler, kullanılan modeller, kumaşlar gösterişli ve zarafetinden hiçbir şey kaybetmeyen bir abartı içinde. Bertrand Couderc’in ışıkları etkileyici ve asla abartıya kaçmayan, değişimleri neredeyse fark edilmeyecek şekilde gerçekleşiyor. Renk seçimleri patlayan renklerden uzak, İngiltere ve İngiliz sarayının özellikle o dönemki atmosferini çok iyi şekilde yansıtıyor.

 

Anna Bolena rolünde son zamanların hâlâ en gözde sopranolarından biri olan Anna Netrebko var. Kanımca Netrebko’ya daha fazla uyan roller var. Çok usta bir soprano, entonasyon ve ritmi tertemiz fakat pes tonlar daha fazla destek istiyor. Orta ve pes tonlarda zaman zaman hava var, dolayısıyla da parlak değil. İtalyan operalarında, özellikle de bel canto döneminde kulağım ister istemez İtalyan tınısı arıyor. Bu, illaki sanatçının İtalyan olmasını gerektirmez, opera tarihinde İtalyan olmadan İtalyan tınısına sahip başarılı Anna Bolena’lar oldu. Callas, Souliotis, Gencer, Sills akla ilk gelenler… Netrebko oldukça güzel müzikal frazlar yapıyor. Sadece “Al dolce guidami” finalinde oktav yukarı eklediği nota son derece anti müzikal ve aryanın o intim özelliğini kaybettiren bir seçim. Tiz tonlarda herhangi bir problem yok, ansamblların hemen hepsini oktav yukarı bitiriyor ve birinci perde finalindeki tradisyonel Re notasını sorunsuz veriyor. Fakat genel olarak tatmin edici bir performans değil; hem sahne, hem de vokal olarak tamperaman ve karakterdeki derinlik eksik. Var olan her şey çalışılmış ve soğuk geliyor izleyiciye.

 

Eserde aryası olmayan belki de bu sebeple Anna ve Seymour’dan sonra düşünülen Enrico karakteri Ildebrando d’Arcangelo tarafından yorumlanınca bir anda parlıyor. Rolün ne kadar büyük ve önemli olduğunu anlıyoruz o sahnedeyken. Güzel, yuvarlak sıcak ses rengi, tiz ve pes tonların homojenliği, anlaşılır diksiyonu günümüzün en önemli basbaritonlarından biri yapıyor onu. Oyunu ve söyleyişi daima heyecan verici bir tamperaman içinde, hatta eserin o kadar içinde ki rol ve libretto gereği ender de olsa ton güzelliğinden feragat ediyor. İşte bu şekilde de seyretmeye ve dinlemeye doyulmaz, üç boyutlu bir karakter çıkıyor karşımıza. Önceki zamanlarda bas ses için oldukça zor olması gerekçesiyle kesilen ajiliteli bölümlerin hepsi mevcut ve tertemiz bir şekilde söyleniyor.

 

Seymour karakteri çok başarılı mezzosoprano Elina Garanca tarafından canlandırılmış. Garanca tek kelimeyle mükemmel bir mezzosoprano. Çok doğru bir şan tekniğine sahip. Sesi parlak ve tınılı. Özellikle göğüs tonlarını hiç fark yaratmadan orta tonlara bağlaması büyük bir ustalık işi. Tiz tonları alışı ve bu tonların aynı homojenlikte oluşu çok etkileyici. Anna-Seymour düetinde hem düet içinde hem de finalde son derece sağlam, büyük ve etkileyici Do notası alması etkileyici. Özellikle piyanolarının doğruluğu ve Netrebko’nun aksine sağlam vücut destekli olması doğru tekniğine bir başka örnek.

 

Çoğu prodüksiyonda Anna Bolena ve sonra Giovanna Seymour tarafından domine edilen opera, bu sefer Enrico ve Seymour tarafından başka bir seviyeye çıkıyor.

 

Percy rolünde Francesco Meli’de günümüzün en çok iş yapan tenorlarından biri. Muhteşem bir müzikaliteye sahip, bel canto frazlarında usta. Fakat bu rol artık ona biraz tiz geliyor. İlk aryası “Da quel di” ve ikinci aryası “Vivi tu, te ne scongiuro”da bestelenmiş olan Do notalarından kaçınıyor ve Si bemol ve üzerindeki tonlara fazla yüklendiği için ses rengi değişip vibrasyon aralığı genişliyor. Fakat güzel ses rengi ve müzikalitesiyle oldukça etkileyici.

 

Smeton rolündeki Elisabeth Kulman’ın tiz ve pes tonları bir; gerçek bir mezzo tınısına sahip, oyunculuğu da bir o kadar etkileyici.

 

Gecenin tüm solistlerini müzikal olarak bir bütünlük içinde tutan şef Evelino Pidò özellikle büyük bir övgüyü hak ediyor. Bugüne kadar defalarca dinlediğim Anna Bolena operasındaki kimi yerleri sayesinde yeniden keşfettim desem abartı olmaz sanırım. Stile uygun, fortesiyle, piyanosuyla, nüanslarıyla, rubatolarıyla harika bir tını çıkartıyor usta orkestradan. Özellikle bu repertuvarın kuşkusuz en önemli şeflerinden biri Evelino Pidò.

 

DVD kataloğuna çok önemli bir ekleme olan bu kayıt özellikle Ildebrando d’Arcangelo ve Elina Garanca açısından kaçırılmaması gereken bir kayıt.

 

Gaetano Donizetti

Anna Bolena

Evelino Pidò (şef)

Viyana Devlet Operası

Deutsche Grammaphon, 2011

****

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1A Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0532 343 9328 | F: 0216 326 39 20