HABER

Hande Küden'in Olağanüstü Başarısının Düşündürdükleri

01.02.2021


Paylaş:

Değerli okurlarımız, bu sayımızın kapağında üstün yetenekli genç kemancımız Hande Küden’in kariyerinde zirveye doğru tırmanışının öyküsünü bulacaksınız. Küden’in kendisi gibi Berlin’de yaşayan Duygu Duran Orlowski’nin sorularına verdiği yanıtlardan ortaya çıkan sonuç, genç keman sanatçımızın bu başarısının kesinlikle tesadüf olmadığını, aksine yıllar süren çok yoğun bir çalışmanın ve bunun yanında odaklanma, disiplin, motivasyon, merak ve azmin sonucu olarak gerçeğe dönüştüğünü göreceksiniz.
 
Tıpkı günümüzün diğer önemli ve güzel işler yapan Elvin Hoxha, Emre Engin, Fahrettin Arda ve isimlerini burada anamayacağım daha nice genç keman sanatçısı gibi Hande Küden’i de yıllar önce Mersin’de düzenlenen ve her yıl ilgiyle takip ettiğim Gülden Turalı Keman Yarışmasında kazandığı başarının ardından yakından takip ediyorum.

Küden Berlin’de okuduğu dünyaca ünlü Hanns Eisler Müzik Yüksek Okulundan mezun olmasının ardından Almanya’nın en iyi senfonik topluluklarından biri olan Deutsches Sinfonie-Orchester Berlin’e girerek orkestra müzisyenliğini çok kaliteli bir topluluk içinde öğrenme olanağı buldu.
 
Küden’in çocukluğundan itibaren hayallerini süslediğini söyleşisinden öğrendiğimiz Berlin Filarmoni Orkestrası’ndaki serüveni ise orkestranın genç virtüozları ‘kaptığı’ Karajan Akademisine girmesiyle başladı. Akademide bir yıl boyunca çok yönlü bir ‘denemeye tabi tutulan’ Hande Küden bu süre zarfında tüm orkestra üyeleri huzurunda sergilediği üstün sanatçılık niteliklerinin yanı sıra grup uyumu, disiplini gibi konularda da kendisini ispat etmesi sonucunda Berlin Filarmoni Orkestrası müzisyenlerinin nerdeyse hepsinin oyunu almayı başararak topluluğun keman grubuna asil üye olarak girmeyi başardı.
 
Türkiye’den çıkmış bir müzisyenin dünyanın en üst düzeydeki üç ya da beş orkestrasından birine girmesi ‘hâlâ sıradışı bir başarı’ olarak görüyoruz zira Cumhuriyetimizin 98. yıldönümünü kutlamaya yaklaşırken bu konuda almamız gereken daha çok yol var. Son yirmi yıl içinde yabancı orkestralarda görev yapan Türk müzisyenlerde büyük bir artış olduğunu da yadsıyamayız. 1950-2000 yılları arasında yabancı orkestralarda tek tük Türk müzisyene rastlanabilirken, 2000 yılından sonra sayıları artan konservatuvarlarımızdan mezun olan çok sayıda gencimiz sayesinde ihraç ettiğimiz müzisyenlerde büyük bir sıçrama yaşandı.
 


İZ TV'de yayınlanan Batıya Yolculuk programının Berlin ayağı için Hande Küden'le de sohbet etmiştik. 

Bu ‘sanatsal ihracatın’ temelinde yatan nedenlerin başında elbette ki bu gençlerin ülkemizde istihdam edilebileceği orkestra sayısının son derece yetersiz olması geliyor. Yoksa ben daha az sayıda genç müzisyenimizin ülkesini terk edip yabancı ülkelerin orkestralarında çalışmaya gideceğini düşünüyorum. Ülke içindeki şartları ne zaman iyileştirebilirsek işte o zaman müzik alanında da son yıllarda yaşadığımız beyin göçünün önünü alabiliriz. Tabii bu yazdıklarımdan, başarılı gençlerimizin hiçbiri dışarıya gitmesin hepsi de ülkemizde çalsın sonucu çıkarılmamalı. Kişi nerede ve hangi şartlarda mutlu olacağına inanıyorsa o doğrultuda istediğini yapmakta özgürdür ama bugünkü şartlarda yapılan seçimlerin daha çok ‘çaresizlikten dolayı yapılan seçimler’ olduğunu da düşünüyorum. Ülkemiz Hande Küden gibi daha nice üstün yeteneği topraklarından çıkartabilecek zenginliğe sahip. Sanat alanında doğru, akılcı, uzun vadeye yayılan eğitim ve kültür politikaları izleyerek prestijli yabancı orkestralara girmeye ‘hâlâ çok büyük bir başarı’ demeyeceğimiz günlere ulaşabiliriz...

Serhan Bali

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1A Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0532 343 9328 | F: 0216 326 39 20