MAKALE

Hollywood'da Efsanevî Bir Tenor: Mario Lanza

25.02.2021


Paylaş:

2021, adı bir zamanlar Hollywood ile çokça anılan; yaşadığı dönemde Carusoyla birlikte, gelmiş geçmiş en iyi tenor olarak nitelendirilen Mario Lanza’nın doğumunun 100. yılı.

Mario Lanza 31 Ocak 1921 yılında ABD’nin Philadelphia kentinde, İtalyan kökenli bir ailede dünyaya gelir. Asıl adı Alfredo Arnold Cocozza’dır ve 21 yaşına kadar bu adla bilinir; Freddie derler ona. Opera tutkunu babasının 78’lik plâk koleksiyonu sayesinde küçük yaştan itibaren Tito Schipa, Aureliano Pertile, özellikle de Caruso gibi döneminin en büyük tenorlarını dinler, Caruso idolü olur. Ve 16 yaşına geldiğinde artık opera söylemek istemektedir. Oğlunun sesinin olağandışı özelliklerinin farkında olan babası, önce ünlü baritonlardan Antonio Scarduzzo, sonra da soprano Irene Williams’dan ders almasını sağlar. Williams, karşısında çok yetenekli bir genç bulunduğunu fark eder. O sıralarda konser için Philadelphia’da bulunan Boston Filarmoni Orkestrası’nın ünlü şefi Serge Koussevitzky’nin Lanza’yı dinlemesini sağlar. Sonuç muhteşem olur: Koussetvitzky, Pagliacci operasından ünlü “Vesti la giubba” aryasını söyleyen Freddie’yi kucaklar, hayranlıkla “Muhteşem bir ses! Caruso canlandı!” der ve Tanglewood’da eğitim alması için bir burs bulmayı başarır. Freddie çok sayıda ünlünün eğitim aldığı Tanglewood’da, Koussevtizky’nin asistanları Leonard Bernstein ve Luka Foss’la çalışır. 1942 yılı yaz festivalindeki ilk opera deneyiminde Mario Lanza takma adıyla, Meksikalı soprano Irma Gonzalez ile La Bohème (Puccini) operasının üçüncü perdesinde Rodolfo; Windsor’un Şen Kadınları (Otto Nicolai) operasında da Fenton rolünü seslendirir. Orkestrayı yöneten şef Boris Goldowsky konser sonrasında “Bu çocuk, yüzyılda bir duyulabilir bir sese sahip!” diyecektir.

21 yaşındaki genç tenorun opera kariyeri iyi başlamıştır ama İkinci Dünya Savaşı çıkar ve Lanza 1943’te askere gider. Bu dönemde askerler için düzenlenen On The Beam (Doğru Yolda) ve Winged Victory (Kanatlı Zafer) adlı müzikallere katılır, büyük sükse yapar.

Savaş sonrası Atlantic City’de verdiği konserle şan kariyerine yeniden başlayan Lanza 15 ay boyunca Giacomo Lauri-Volpi ve Beniamino Gigli’nin hocası Enrico Rosati’den ders alır. Dinletiye gittiğinde kendisine piyanoda eşlik eden Rosati’nin aniden durarak “Bir şan hocası arıyorsunuz ama siz hepimizden çok daha iyi bir hoca edinmişsiniz: Tanrı!” dediği bilinir.

Rosati, kısa zamanda, iyi oturmuş, orta ve alt rejisterlerde tatlı bariton renk alan, geniş bir aralığa (La’dan Re’ye) sahip, lirik spinto bir tenorla karşı karşıya olduğunu görür. Rosati ile kısa süren formasyonu yoğun geçecek; onun sayesinde çok daha gelişmiş bir müzikal çizgiye, olağandışı bir nefes kontrolüne ve sağlam bir tekniğe sahip olacaktır.1947 ile 1948 yılları arasında Amerika, Kanada, Meksika ve Avrupa’da, dev salonlarda 300’den fazla konsere çıkan Lanza, bu konserlerin 86’sını basbariton George London ve soprano Frances Yeend ile birlikte (Bel Canto Üçlüsü) verecektir. Sonraları George London, Lanza hakkında “Rosati’den önce de inanılmaz güzellikte, tizlere korkusuzca çıkabilen ama eğitimsiz bir sesti; Rosati onu daha lirik, daha az baskıyla, daha güzel söylemeye yönlendirdi” diyecektir.

1947, bir bakıma, kaderini değiştiren konserin olduğu yıldır. 27 Ağustos’ta son anda rahatsızlanan tenor Ferruccio Tagliavini’nin yerine Los Angeles’ta, efsanevi müzik mabedi Hollywood Bowl’da, Philadelphia Orkestrası’nın dev şefi Eugene Ormandy yönetiminde bir konser vermeye çağrılır. Mario Lanza’nın 12 dakika süresince ayakta alkışlandığı konserin dinleyicileri arasında Metro-Goldwyn Mayer’in kurucu sahibi Louis B. Mayer de vardır. “Un dì all’ azzurro spazio” (Andrea Chénier) aryasının yorumundan çok etkilenen opera tutkunu Mayer, genç tenorun reddedemeyeceği bir teklifle gelir: yılın yarısında MGM stüdyolarına bağlı kalmayı üstleneceği yedi yıllık bir sözleşme. Bu durumun onu operadan uzaklaştırmayacağını düşünen Lanza, RCA ile ilk plak kaydını yapar. 1948 yılında New Orleans Operası’nda soprano Kathryn Grayson ile Madama Butterfly operasının iki temsilinde söyler. Başarının büyüklüğü üzerine ertesi yıl aynı yerde La Traviata’da söylemeye davet edilir.

Lanza’nın Kathryn Grayson’la çevirdiği ilk iki filmi, That Midnight Kiss (O Geceyarısı Öpücüğü) ve operalardan bölümlerle dolu The Toast of New Orleans büyük başarı elde eder. Toscanini “Sanki Verdi ve Puccini operalarını Mario Lanza için bestelemişler” diyecektir. MGM elinde çok değerli bir mücevher tuttuğunun farkındadır. Üçüncü film telaşına düşülür: Lanza’nın uluslararası üne kavuşmasına imkân verecek The Great Caruso (Büyük Caruso). Mario Lanza filmin tanıtımı için Amerika ve Kanada’da 22 konserden oluşan bir turneye çıkar. Turne sonrasında ona eşlik eden şef Constantine Callinicos “Eleştirmenler övgü yağdırdılar. Bugüne kadar hiçbir opera şarkıcısı bu kadar alkışlanmadı, kimseye de bu kadar para ödenmedi” der.

Mayıs 1951’de gerçekleşen The Great Caruso filminin galası aralarında büyük piyanist Arthur Rubinstein’ın da bulunduğu Hollywood yıldızlarını buluşturur. Bitmeyen alkışlarla sonlanan bu akşamdan sonra, Haziran’da New York’taki Radio City Hall’da coşku zirveye çıkar. Sonraki 10 ay boyunca filmi 1.250.000 kişi izleyecektir.

İçinde 16’sı arya ve düet olmak üzere, 27 şarkılı bölüm barındıran The Great Caruso filmi sinemanın ve müzikalin bir abidesi olarak görülür. Caruso’nun küçük oğlu Enrico Caruso Jr. babasıyla ilgili kitabında şöyle der: “Film, başarısını Mario Lanza’ya borçludur. Lanza’dan önce ve sonra kimse babamın hayatını hakikate bu kadar yakın ve güçlü bir vokal yetenekle canlandıramazdı.”



MGM şirketi hemen yeni bir film arayışına girer. Fakat Lanza’ya sunulan Because You’re Mine (Benim Olduğun İçin) filminin senaryosu çok kötüdür; Lanza çevirmemekte diretir ama film yine de çekilir. Sükse de yapar. Beşinci film olan The Student Prince’te (Talebe Prens) kilosu nedeniyle rejisörle arası açılır. Lanza sete gitmeyi reddetse de ses kaydını önceden onun yaptığı filmde yerine ekranda Edmond Purdom görülür, film hiç tutmaz. Mario Lanza kendini MGM’nin açtığı büyük tazminat davalarının karşısında bulur. Bu olaylar tenorun karanlık bir döneme girmesine neden olur. Depresyona girmesi ve sıkıntısını aşırı yemek ve alkolle giderme çabası, sağlık bakımından düşüşünün başlangıcı olur. Nihayet üç yıl sonra, 1956 yılında Warner Bros için Serenat adlı filmi çevirmeyi kabul eder. Büyük İtalyan soprano Licia Albanese’yle çevirdiği bu film, Otello, L’Arlesiana, Güllü Şövalye, Fedora gibi operalardan aryalarla doludur. Gigli, Di Stefano, Del Monaco gibi dev partnerlerle ve Toscanini’nin yönetiminde söylemiş olan Albanese “Sesi Caruso’nunki kadar güçlü, Gigli’ninki kadar yumuşaktı” diyecektir, yıllar sonra.

1957 baharında Mario Lanza ailesiyle Amerika’yı terk kararı alır. Napoli’ye geldiklerinde muazzam bir kalabalık tarafından karşılanırlar. Caruso Jr. ona Enrico Caruso Ödülü’nü sunar. Bel Canto’nun en güzel tanıtımını yaptığı için Altın Maske Ödülü verilir. Napoli şehrinin Onur Vatandaşı olur.

Mario Lanza İtalya’da iki film çevirir. Arrivederci Roma (Elveda Roma) ve Come Prima (Eskisi Gibi). Daha sonra çok güzel iki albümde (Mario! Lanza at His Best ve Mario Lanza Sings Caruso Favorites) toplanacak olan 60 kadar şarkıyı kaydeder. 1957 ve 1958 yıllarında Avrupa’nın çeşitli başkentlerinde konserler verir.



Fiziksel ve ruhsal bakımdan aşırı yoğun olan bu tempoya tenorun sürekli başvurduğu zayıflama kürleri de eklenince, sağlığı ciddi biçimde kötülemeye başlar. Roma’da bir kliniğe yatırılır, 7 Ekim 1959’da, 38 yaşında dünyaya veda eder. 1945 yılında evlendiği eşi Betty Hicks, Mario’nun yokluğuna beş ay dayanır; 11 Mart 1960’da o da dünyaya veda eder.

Mario Lanza az bulunan bir karizmaya, bir sinema oyuncusu fiziğine ve sahne gösterişine sahip bir konser ve sahne sanatçısı olarak isim bıraktı. Sesi çok güçlüydü. Bunun yanında doğal bir müzikaliteye sahipti. Tizleri parlak, hatta bazen keskindi, aynı zamanda renk ve imge bakımından zengin tonları vardı. Orta seslerde muhteşemdi. Duygusaldı, onu hisleri yönlendirirdi.

Kariyeri boyunca, hatta bugüne kadar başta Jose Carreras, Luciano Pavarotti ve Placido Domingo olmak üzere, Lanza’dan övgüyle söz eden, takdir eden, örnek alan çok sayıda opera yorumcusu oldu. Müzik eleştirmenleri ise tüm kariyeri boyunca opera sahnesinde sadece iki kez söylediğinden, Lanza’nın bir yıldız olarak nitelendirilemeyeceğini belirtseler de opera söyleyen Hollywood yıldızları içinde en fazla etkiyi o yaptı.

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1A Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0532 343 9328 | F: 0216 326 39 20